Rusya’nın yıllardır uyguladığı drone savaş taktiği tersine dönmüş gibi duruyor. Ukrayna’nın yaklaşık 1000 insansız hava aracının kullanıldığı saldırı, Moskova’nın hava savunma kapasitesine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu. Peki tam olarak neler yaşandı?
Rusya-Ukrayna savaşında dün yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilen geniş çaplı insansız hava aracı (İHA) saldırısına sahne oldu. Ukrayna gece boyunca Moskova ve çevresini hedef aldı. Rus başkentinin semalarında yüzlerce Ukrayna İHA’sının uçtuğu saldırı sonucunda, Kremlin’e yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Kapotnya bölgesindeki büyük bir petrol rafinerisi ağır hasar gördü.
Moskova sakinleri, şehir genelinde yoğun duman tabakasıyla karşılaştı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde araçların ve binaların üzerinin yağmurla birlikte taşınan siyah partiküllerle kaplandığı görülürken, saldırının ardından yükselen dumanın başkentin birçok noktasından gözlemlendiği bildirildi. Bu saldırı Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana Moskova’ya yönelik gerçekleştirilen en büyük insansız hava aracı operasyonu olarak değerlendirildi.
ABD-İRAN SAVAŞI SONA YAKLAŞIRKEN UKRAYNA’NIN BÜYÜK SALDIRISI NE MESAJ VERİYOR?
Bu soruyu Güvenlik ve Terör Uzmanı, Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ’a yönelttiğimde, “Ukrayna’nın durduk yere bir anda bu kadar sert hamleler yapması asla tesadüf değil. Bu savaşın birdenbire yeniden alevlenmesi de düşündürücü” dedi ve ekledi:
“Putin, çok kısa süre önce yaptığı bir açıklamada Rusya-Ukrayna savaşının sona ermek üzere olduğunu söylemişti. Tam da İran’la ilgili gelişmeler yaşanırken Ukrayna’nın böyle bir saldırı düzenlemesi tesadüf olarak görülemez. Burada şu sorular akla geliyor: Acaba İsrail, İran’da elde edemediği sonucu Ukrayna-Rusya hattını hareketlendirerek ve ABD’yi farklı cephelerde zorlayarak mı elde etmeye çalışıyor? Karadeniz üzerinden Türkiye’yi de baskı altına alma amacı mı güdülüyor? Bunların hepsini düşünmek gerekir. Bu saldırıların zamanlaması oldukça manidar görünüyor.”
‘YENİ KONSEPT ARTIK SÜRÜ KAMİKAZE DRONE SALDIRISI’
Coşkun Başbuğ, sürü drone saldırılarının modern savaşlarda yeni bir konsept haline geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Yeni konsept artık ‘sürü kamikaze drone saldırısı’. Hava savunma sistemlerinin belirli bir kapasitesi var. Bu kapasiteyi aşmak ya da etkili bir sonuç elde etmek için, sistemin aynı anda ateşleyebileceği füze sayısından daha fazla sayıda drone’un havalandırılması gerekiyor. Örneğin bir ülkenin hava savunma sistemi aynı anda 200 füze atabiliyorsa, saldıran tarafın en az 300 drone ile saldırı gerçekleştirmesi gerekir.”
Başbuğ, bu yöntemin birçok ülke tarafından kullanıldığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Ukrayna da bunu uyguluyor, aslında hemen hemen tüm ülkeler bu konsepti kullanmaya başladı. İran da benzer bir yöntemle İsrail’in ‘Demir Kubbe’ hava savunma sistemini aşmayı başardı.”
KULLANILAN SİSTEMLERİN ÇEŞİTLİLİĞİ DİKKAT ÇEKİCİ: UKRAYNA ‘BARS’I SAHAYA SÜRDÜ
Saldırı yalnızca ölçeğiyle değil, kullanılan sistemlerin çeşitliliğiyle de dikkat çekmiş durumda. Telegraph’ta yer alan habere göre Ukrayna, önceki operasyonlarda ağırlıklı olarak kullandığı uzun menzilli pervaneli İHA’ların yanı sıra, son dönemde geliştirdiği jet motorlu hibrit drone-füze sistemi ‘Bars’ı da sahaya sürdü.
Uzmanlara göre ‘Bars’ sistemi, geleneksel pervaneli insansız hava araçlarına kıyasla çok daha yüksek hızlara ulaşabiliyor ve hava savunma sistemlerinin reaksiyon süresini önemli ölçüde kısaltıyor. Saldırı sırasında kaydedilen görüntülerde Rus hava savunma füzelerinin yoğun sis ve duman içerisinde hedef aradığı, bazı önleme füzelerinin ise yerleşim alanlarına oldukça yakın noktalarda patladığı görüldü. Görüntüler, Rus hava savunmasının saldırının yoğunluğu karşısında zorlandığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
AYNI HEDEFLER TEKRAR TEKRAR VURULUYOR
Yine Telegraph’ta yer alan haberde Ukrayna’nın son dönemde uyguladığı stratejilerden biri de aynı hedeflere kısa aralıklarla yeniden saldırılar düzenlemek. Analistlere göre bu yöntem sayesinde Kiev yönetimi, Rus hava savunmasının hangi noktalarda zayıf kaldığını tespit ediyor ve savunma sistemlerini sürekli aktif tutarak mühimmat stoklarının daha hızlı tükenmesine neden oluyor.
Perşembe günkü büyük saldırıdan yalnızca iki gün önce, daha küçük çaplı bir operasyon düzenlenmiş olması da bu yaklaşımın bir örneği olarak gösteriliyor. Uzmanlar, bu taktiğin hava savunma ağlarının reaksiyon sürelerini ölçmek ve yeni açıklar tespit etmek amacı taşıdığını değerlendiriyor.
Çoşkun Başbuğ ise aynı fikir değil. “Ukrayna, ABD ve İngiltere’den aldığı istihbarat desteğiyle nokta atışı operasyonlar gerçekleştiriyor” diyen Başbuğ, şöyle devam etti:
“Örneğin hedef alınan Rusya’nın en kritik petrol tesislerinden biriydi; tek bir vuruşla ciddi zarar verildi. Aynı noktayı tekrar tekrar vurmak gibi bir strateji değil, daha önce belirlenmiş ve koordinatları netleştirilmiş hedeflere yönelik planlı saldırılar yürütülüyor. Ne olursa olsun saldıralım, hasar veririz’ mantığıyla hareket edilmiyor. Aksine oldukça seçici ve hedef odaklı bir strateji var. Özellikle altyapı tesislerinin hedef alınması da bilinçli bir tercih. Zaten daha önce Ukrayna tarafı da ‘Rusya altyapımıza saldırıyor, biz de aynı şekilde karşılık vereceğiz’ açıklamasını yapmıştı.”
Pek çok analist, Ukrayna’nın önümüzdeki aylarda Moskova ve St. Petersburg gibi Rusya’nın en önemli şehirlerine yönelik saldırılarını daha da artırabileceğini öngörüyor. Emily Ferris’e göre bunun en önemli nedenlerinden biri, Rusya’nın yaklaşan Duma seçimlerine (Rusya’nın çift kanatlı yasama organı olan Federal Meclis’in alt kanadı Devlet Duması’ndaki 450 milletvekilini belirlemek için yapılan halk oylaması) hazırlanıyor olması. Ferris, Moskova üzerindeki baskının artmasının Kremlin açısından siyasi sonuçlar doğurabileceğini ve savaşın maliyetine ilişkin tartışmaları derinleştirebileceğini ifade ediyor.