ABD'nin en büyük bankası JPMorgan, Türkiye'yi de içinde barındırdığı Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesi (CEEMEA) için dikkat çeken bir rapor yayımladı.
Gelişen piyasalardaki kurumsal kredi piyasalarına ilişkin yıl ortası raporunda, birçok Türkiye şirket tahvili pozisyonu "ağırlığı artır"dan "nötr" seviyeye yaklaştırdığını, "ağırlığı artır" tavsiyelerini ise büyük ölçüde kısa vadeli ve düşük betalı tahvillerle sınırladığını ifade etti.
SAVAŞ VE SİYASİ GELİŞMELER
Banka, Türk şirket tahvillerine ilişkin risk azaltma kararında İran savaşı, yerel siyasi gelişmeler, enerji şoku ve bunun yol açtığı enflasyon artışı ile cari dengedeki bozulmayı gerekçe gösterdi. Raporda, düşük spot elektrik fiyatlarının yenilenebilir enerji şirketleri, aşırı yağışların çimento şirketleri, İran savaşı ve petrol fiyatlarındaki artışın ise havacılık sektörü açısından olumsuz olduğu belirtildi.
Raporda, Zorlu Enerji ve Vestel’e ilişkin şirket bazlı gelişmelerin de Türkiye görünümünde etkili olduğu belirtildi. Bu gelişmelerin, CEMBI Türkiye endeksinin 2018’den bu yana ilk kez piyasanın gerisinde kalmasına yol açtığı kaydedildi.
CARİ AÇIK SORUNU
Raporda, Türkiye’de 12 aylık manşet cari açığın 2024 senesinin ortasından bu yana kötüleştiğini ve mart itibarıyla yaklaşık 40 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Raporda, portföy akımları ile net hata ve noksan çıkışlarını da içeren 12 aylık temel dengenin mart itibarıyla GSYH’nin yüzde eksi 4,3’üne gerilediği, bu seviyenin geçmiş döviz stresi dönemleriyle uyumlu olduğu belirtildi.
Raporda, bu bozulmanın Orta Doğu’daki çatışmanın enerji fiyatları üzerindeki etkisi tam olarak devreye girmeden yaşandığına dikkat çekildi. JPMorgan ekonomistlerinin, Türkiye’nin net enerji ithalatının bu yıl 66,5 milyar dolar olmasını beklediği, bu tutarın 2025’te 47,5 milyar dolar olduğu aktarıldı.
SEÇİM ÖNCESİ DOLARİZASYON RİSKİ
Banka, mevcut TL politikası ve yüksek faizlerin yerleşiklerin dolarizasyon eğilimini önemli ölçüde azalttığını, ancak seçim öncesi dönemde bunun yeterli olmayabileceğini değerlendirdi. Raporda, bazı yerleşiklerin seçim sonrasında TL’de ayarlama beklemesi halinde önceden dolarize olabileceği, 2023 ve 2024 seçimleri öncesinde de yerleşiklerin dolarize olduğunun görüldüğü belirtildi.
Kurumsal şirketlerin kısa döviz pozisyonlarının son yıllarda önemli ölçüde arttığı, Türkiye’nin TL cinsi yabancı sermayeye bağımlılığının da yükseldiği ifade edilen raporda, bunun çıkışların daha büyük olabileceği anlamına gelebileceği kaydedildi. Buna karşın, olası dolarizasyon kaynaklı çıkış döneminin görece kısa sürebileceği ve Merkez Bankası’nın rezervleri ile araçlarının bulunduğu belirtildi.
2026'DA SEÇİM OLASILIĞI
Raporda, bazı uzmanların bu yıl sonundan önce seçim yapılması ihtimalini dışlamadığı belirtildi. Kurumun strateji araştırma notuna atıfta bulunulan raporda, seçim öncesi teşvik adımları ve ihtiyati dolarizasyon riskine dikkat çekildi.
Buna karşın, yetkililerin kur istikrarına bağlı göründüğü ifade edilen raporda, seçim ilan edilse dahi Türk lirasının yılın büyük bölümünde istikrarlı seyrini korumasının beklendiği kaydedildi.
Raporda, banka stratejistlerinin TL’ye ilişkin uzun süredir devam eden yapısal "ağırlığı artır" duruşunu azaltmalarına rağmen, çok kısa vadede Türk lirası için taktiksel olarak olumlu görüşlerini sürdürdükleri belirtildi.