MEHMET ENES BEŞER
NATO, Avrupa’daki konuşlanmalarını “savunmaya dönük, orantılı ve şeffaf” olarak nitelemektedir.Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerinde hükümetler ile ana akım kamuoyu NATO varlığını çoğunlukla Rusya’ya karşı güvenlik sigortası olarak görmektedir. Batı ve Güney Avrupa’da ise özellikle nükleer silahlar, ABD üslerinin üçüncü ülkelere yönelik operasyonlarda kullanılması, çevre/tarım/sağlık etkileri, egemenlik ve yerel ekonomi tartışmaları üzerinden güçlü muhalefet odakları vardır.

ÜLKE VE BÖLGE ANALİZLERİ
ALMANYA: RAMSTEİN VE BÜCHEL İKİ ANA TARTIŞMA EKSENİ
Almanya’daki Ramstein Hava Üssü, Avrupa’daki en kritik ABD tesislerinden biridir. Ramstein, Kaiserslautern askerî topluluğunun parçasıdır ve ABD Hava Kuvvetleri’ne göre ABD dışındaki en büyük Amerikan topluluklarından birini barındırır. Yerel düzeyde bu durum ikili bir tablo yaratmaktadır: Kaiserslautern-Landstuhl çevresinde oteller, dükkânlar, emlak piyasası ve sağlık altyapısı ABD varlığından ciddi gelir elde ederken; savaş karşıtı hareketler Ramstein’ı ABD operasyonlarının ve drone savaşlarının merkezi olarak görmektedir. 2025’te “Stopp Ramstein” eylemleri yine Kaiserslautern’de düzenlenmiş, aktivistler üssün kapatılmasını talep etmiştir.
Büchel ise nükleer paylaşım tartışmasının merkezindedir. Açık kaynak uzman tahminlerine göre Almanya/Büchel, Belçika/KleineBrogel, Hollanda/Volkel, İtalya/Aviano ve Ghedi gibi üslerde ABD B61 nükleer bombaları bulunmaktadır; bu sayılar NATO veya ev sahibi hükümetlerce resmen teyit edilmemektedir. Alman barış hareketi Büchel’deki nükleer silah varlığına karşı uzun süredir kampanya yürütmektedir.
BELÇİKA VE HOLLANDA: NATO MERKEZLERİ İLE NÜKLEER KARŞITLIĞI AYNI ANDA VAR
Belçika NATO’nun siyasi merkezi olan Brüksel’e ve SHAPE/Mons karargâhına ev sahipliği yapar. Bu nedenle Belçika devleti NATO için kurumsal açıdan merkezî ülkelerden biridir. Buna rağmen Kleine Brogel’deki nükleer paylaşım iddiaları sivil toplumun sürekli hedefindedir; 2021’de yaklaşık 150 aktivist üsse bisikletli eylem düzenleyerek nükleer bombaların kaldırılmasını ve B61-12 modernizasyonuna karşı çıkılmasını talep etmiştir.
Hollanda’da Brunssum NATO komuta yapısının önemli bir parçasıdır; Volkel ise nükleer paylaşım tartışmasının odağıdır. Hollanda’daki PAX gibi örgütler Volkel’de yaklaşık 10-15 B61 bombası bulunduğunu ileri sürmekte ve Hollanda’nın nükleer görevinin sona ermesini istemektedir.
İTALYA: AVİANO VE SİGONELLA ÜZERİNDEN AKDENİZ, NÜKLEER VE ÇEVRE TARTIŞMALARI
İtalya, Avrupa’daki ABD/NATO altyapısının en yoğun olduğu ülkelerden biridir. Aviano Hava Üssü, ABD 31. Fighter Wing’e ev sahipliği yapar ve ABD Hava Kuvvetleri tarafından NATO savunma zincirinin “hayati halkası” olarak tanımlanır. Ghedi ve Aviano, nükleer paylaşım tartışmalarının İtalya ayağıdır; uzman tahminleri Aviano’da 20-30, Ghedi’de 10-15 B61 bulunduğunu belirtmektedir.
Sicilya’daki Sigonella ve Niscemi/MUOS hattında ise çevre, sağlık ve egemenlik tartışmaları vardır. 2022’de No MUOS ve savaş karşıtı gruplar Sigonella girişinde eylem düzenleyerek üssün NATO operasyonlarındaki rolüne karşı çıkmıştır. Niscemi’de MUOS karşıtlığı, elektromanyetik etki, çevre ve sivil haklar kaygılarıyla Roma’nın NATO/kollektif güvenlik gerekçesi arasında sıkışmış bir yerel çatışma alanı hâline gelmiştir.
Vicenza/Dal Molin örneği, yerel halk tepkisinin hükümet krizine kadar uzanabildiğini göstermiştir. 2007’de on binlerce kişi üssün genişletilmesine karşı yürümüş; protestolar İtalya’daki merkez-sol hükümet içinde de ayrışma yaratmıştır.
İSPANYA: ROTA VE MORÓN’DA EKONOMİK FAYDA İLE SAVAŞLARA ORTAK OLMA KAYGISI
Rota, İspanya’daki en stratejik ABD/NATO tesisidir. ABD Donanması, Rota’yı 6.100 dönümlük bir İspanyol Deniz Kuvvetleri üssü olarak tanımlar. Tesis ABD/NATO gemilerine liman, yakıt, lojistik ve hava operasyon desteği sağlar. NATO füze savunması bakımından da Rota önemlidir; BMD kabiliyetli ABD Aegis destroyerleri burada konuşludur.
Yerel düzeyde Rota üssü istihdam ve gelir yaratır. İspanyol hükümet kaynakları geçmişte üs varlığının yüzlerce/aşamalı olarak binlerce iş ve ciddi yerel ekonomik etki doğuracağını açıklamıştır. Buna karşılık savaş karşıtı gruplar Rota ve Morón’un ABD operasyonlarında kullanılmasına karşı çıkmaktadır. Madrid hükümetinin 2026’da Rota ve Morón’un İran’a yönelik ABD operasyonlarında kullanılmasına izin vermeyeceğini açıklaması, ev sahibi hükümetlerin üs kullanımına siyasi sınır koyabildiğini gösteren güncel ve önemli bir örnektir.
YUNANİSTAN: SOUDA VE ALEKSANDRUPOLİ, DOĞU AKDENİZ-EGE HATTINDA EN HASSAS BAŞLIK
Yunanistan, özellikle 2020 sonrası dönemde ABD/NATO altyapısında öne çıkmıştır. Souda Bay, ABD Donanması tarafından Girit’te stratejik konumlu bir ileri operasyon üssü olarak tanımlanmakta; derin su limanı, yakıt ikmali ve ikmal kabiliyetiyle ABD, müttefik ve ortak kuvvetleri desteklemektedir.
Yunan hükümeti bu tesisleri savunma stratejisinin parçası sayarken, sol muhalefet ve sendikalar sert biçimde karşı çıkmaktadır. 2022’de Yunanistan Dışişleri Bakanı ittifakları savunma stratejisinin ana unsuru olarak sunarken, Syriza üs anlaşmasına karşı çıkmış; KKE ise Akropolis’te “Savaşa hayır, ölüm üslerine hayır” pankartları açmıştır. 2026’da USS Gerald R. Ford’un Souda’ya gelişi sırasında Chania’da KKE destekli protestolar düzenlenmiştir.
Aleksandrupoli konusunda önemli bir nüans vardır: ABD tarafı buranın “ABD üssü” değil, Yunan tesislerine anlaşmalar çerçevesinde erişim sağlanan bir sevkiyat/lojistik merkezi olduğunu vurgulamaktadır. Ancak Türkiye açısından algı, özellikle Ege ve Trakya hattındaki askerî yığınak nedeniyle çok daha politiktir. Yunanistan içinde de öğrenciler, sendikalar ve sol örgütler Aleksandrupoli üzerinden NATO/ABD sevkiyatına karşı eylemler yapmıştır.
Polonya ve Romanya: Doğu kanadında güvenlik desteği, yerelde çevre ve istihdam soruları
Polonya’da Redzikowo, NATO füze savunma mimarisinin Avrupa ayağında kritik bir tesistir. NATO, Redzikowo’nun Temmuz 2024’te operasyonel hâle geldiğini ve Romanya/Deveselu, Rota’dakiAegis gemileri, Ramstein komuta merkezi ve Kürecik radarıyla birlikte füze kalkanının parçası olduğunu açıklamıştır. Polonya hükümeti bu varlığı güvenlik artışı olarak savunmaktadır; yerel düzeyde ise Redzikowo çevresinde güvenlik, çevresel etki ve istihdam konuları tartışılmıştır.
Romanya’da Deveselu füze savunma sahası 2016’dan beri faaldir. Mihail Kogălniceanu üssünün genişletilmesi, Karadeniz hattında NATO’nun en büyük altyapı hamlelerinden biri hâline gelmiştir; Le Monde’un aktardığına göre genişleme komşu yerleşimlerde iş beklentisi yaratırken bazı çiftçilerin kamulaştırma/yerinden edilme sorunları da gündeme gelmiştir. Deveselu’da ise ilk yıllardaki “iş getirecek” beklentisinin yerel düzeyde sınırlı karşılık bulduğu eleştirileri yapılmıştır.
BALTIKLAR VE DOĞU KANADI: YEREL MUHALEFET ZAYIF, GÜVENLİK DESTEĞİ YÜKSEK
Estonya, Letonya ve Litvanya’da NATO varlığı, Rusya’ya yakınlık nedeniyle genellikle ulusal güvenliğin temel unsuru olarak görülmektedir. NATO’nun ileri kara kuvvetleri Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Slovakya ve Finlandiya’da konuşludur. Çerçeve ülkeler arasında İngiltere, Kanada, Almanya, ABD, Fransa, İtalya, İspanya ve İsveç öne çıkmaktadır. Bu ülkelerde muhalefet daha çok harcama, askerî kazalar, arazi kullanımı ve yerel çevre etkileriyle sınırlı kalmakta; NATO karşıtlığı Batı Avrupa’daki kadar geniş kitle tabanı bulmamaktadır.
KUZEY AVRUPA: NATO GENİŞLEMESİ SONRASI DCA TARTIŞMALARI
Finlandiya, İsveç, Norveç ve Danimarka’da son dönemin ana başlığı, ABD ile savunma işbirliği anlaşmalarıdır. Finlandiya hükümeti, ABD’nin yeni üs kurmayacağını ancak mevcut Finlandiya askerî tesislerini kullanabileceğini; kalıcı Amerikan varlığı öngörülmediğini açıklamıştır. Buna rağmen Finlandiya’da ABD askerlerinin yetkileri, tesis erişimi ve özellikle kuzey bölgelerindeki arazi kullanımı tartışma yaratmıştır.
İsveç’te DCA Ağustos 2024’te yürürlüğe girmiş, ABD’ye 17 üs ve eğitim alanına erişim verilmiştir; Riksdag’da geniş çoğunluk destek verirken Sol Parti ve Yeşiller, anlaşmada nükleer silah yasağının açık yazılmamasını eleştirmiştir. Norveç’te Andøya gibi yerel yönetimler ABD erişimini ekonomik ve güvenlik fırsatı olarak desteklerken, Sosyalist Sol ve Kızıl Parti egemenlik ve üsleşme itirazı yapmıştır. Danimarka’da ise anlaşma Karup, Skrydstrup ve Aalborg’a ABD erişimi sağlamış; büyük parlamento çoğunluğuyla kabul edilse de Birlik Listesi ve insan hakları çevreleri ABD yargı yetkisi, protesto hakkı ve egemenlik konularında eleştiriler getirmiştir.
BİRLEŞİK KRALLIK: LAKENHEATH, FAİRFORD VE CROUGHTON’DA SAVAŞ KARŞITI HAT
Birleşik Krallık’taki RAF Lakenheath, ABD Hava Kuvvetleri’nin Avrupa’daki en önemli savaş uçağı üslerinden biridir; 48. Fighter Wing, ABD Hava Kuvvetleri tarafından Avrupa’daki tek F-35/F-15 avcı kanadı olarak tanımlanır. Lakenheath’in yeniden ABD nükleer silahlarıyla ilişkilendirildiğine dair haberler ve altyapı işaretleri, CND ve Quaker gibi grupların eylemlerini artırmıştır. 2025’te RAF Lakenheath önünde iki haftalık barış kampı, nöbet ve blokaj planları duyurulmuştur.
RAF Fairford ve Croughton da benzer şekilde hedef alınmaktadır. DroneWars ve CND, Fairford’daki ABD Global Hawk İHA konuşlanmasına karşı protesto düzenlemiştir. Croughton ise iletişim/istihbarat altyapısı nedeniyle “uzay ve iletişim savaşları” eleştirilerinin odağındadır.
TEPKİ TÜRLERİ: ORTAK ÖRÜNTÜLER
GÜVENLİK GEREKÇESİYLE DESTEK
Polonya, Baltıklar, Romanya, Finlandiya ve İsveç’te hükümetler NATO/ABD varlığını Rusya’ya karşı caydırıcılık olarak sunmaktadır. NATO’nun ileri kara kuvvetleri ve füze savunma sistemi bu güvenlik mimarisinin somut karşılığıdır. Bu ülkelerde yerel muhalefet çoğunlukla çevre, gürültü, arazi, yargı yetkisi ve maliyet başlıklarıyla sınırlıdır.

EKONOMİK BAĞIMLILIK VE YEREL ÇIKAR
Ramstein-Kaiserslautern, Rota, Souda ve Mihail Kogălniceanu gibi bölgelerde üsler yerel ekonominin parçası hâline gelmiştir. Ramstein çevresinde ABD varlığına bağlı iş, konut ve hizmet sektörü güçlüdür; olası asker azaltma haberleri yerel halkta ekonomik kaygı yaratmıştır. Souda Bay için ABD Donanması yerel ekonomiye yıllık yaklaşık 35 milyon avro katkıdan söz etmektedir.
NÜKLEER KARŞITLIĞI
Almanya/Büchel, Belçika/KleineBrogel, Hollanda/Volkel, İtalya/Aviano-Ghedi ve Birleşik Krallık/Lakenheath hattı, Avrupa’daki nükleer karşıtlığın ana coğrafyasıdır. Uzman tahminleri bu üslerde ABD B61 bombalarının bulunduğunu belirtse de NATO ve ev sahibi ülkeler ayrıntıları genellikle teyit etmez. Anti-nükleer hareketler, B61-12 modernizasyonunun nükleer eşiği düşürdüğünü ve Avrupa’yı hedef hâline getirdiğini savunmaktadır.
“ÜSLERDEN SAVAŞA SÜRÜKLENME” KAYGISI
İspanya’nın 2026’da Rota ve Morón’un İran’a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeme tutumu, Avrupa hükümetlerinin ABD üslerine her koşulda otomatik onay vermediğini göstermiştir. Yunanistan/Souda, İtalya/Sigonella ve Almanya/Ramstein protestolarında da temel sloganlardan biri, yerel toprakların başka ülkelere yönelik savaşlarda kullanılmamasıdır.
ÇEVRE, SAĞLIK, EGEMENLİK VE YARGI YETKİSİ
Sicilya’daki MUOS/Niscemi, Polonya/Redzikowo, Romanya/MK genişlemesi ve Kuzey Avrupa DCA anlaşmaları, çevre ve egemenlik tartışmalarının öne çıktığı örneklerdir. Danimarka anlaşmasında ABD askerlerinin yargı yetkisi ve protestolara müdahale riski açık biçimde tartışılmıştır. Finlandiya ve İsveç’te de ABD erişim alanları ve nükleer silah yasağının anlaşma metinlerinde ne kadar açık yer aldığı muhalefetin başlıca itirazıdır.
AVRUPA'DA DEĞİŞEN NATO ASKERÎ MİMARİSİ
Sonuç olarak; Avrupa’daki NATO/ABD altyapısı Soğuk Savaş’tan kalma pasif bir üs ağı olmaktan çıkmış; füze savunması, doğu kanadı kara konuşlanması, hızlı sevkiyat, deniz-hava lojistiği, nükleer paylaşım ve kuzey kanadı DCA anlaşmalarıyla çok katmanlı bir askerî mimariye dönüşmüştür.
Yerel tepkiler tek tip değildir. Doğu Avrupa ve Baltıklar güvenlik gerekçesiyle NATO varlığını büyük ölçüde desteklerken; Almanya, İtalya, İspanya, Yunanistan, Belçika, Hollanda ve Birleşik Krallık’ta anti-nükleer, anti-savaş, çevreci ve egemenlikçi muhalefet güçlüdür. Üs çevresindeki belediyeler ve yerel halk ise çoğu zaman iki baskı arasında kalmaktadır: bir yanda iş, gelir ve altyapı beklentisi; diğer yanda savaşlara ortak olma, hedef hâline gelme, çevresel zarar ve demokratik denetim eksikliği kaygısı.