Amerikan dış politikasının nabzını tutan köklü yayın organı Foreign Policy'nin analizine göre Ankara'da düzenlenen son NATO zirvesi, büyük bir başarı olarak değerlendirildi. Bu değerlendirmenin ilk sebebi, Avrupalı liderlerin ABD Başkanı Donald Trump'a artan askeri harcamalarını kanıtlayarak olası bir gerginliğin önüne geçmeyi başarmış olması.
İkinci sebebin, Trump'ın görev süresi boyunca sık sık sorun teşkil eden bir belge olan ortak bildiri metni olduğu belirtildi. Ankara'da okunan bildiri metninin yumuşak bir üsluba sahip olduğu ve müttefiklerin 'Washington Antlaşması'nın 5. Maddesi uyarınca ortak savunmalarına olan sarsılmaz bağlılıklarından' 'caydırıcılık ve savunma konusunda bütüncül bir yaklaşıma' olan bağlılıklarına kadar tüm klişeleri barındırdığı paylaşıldı.
Liderlere, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her birine isimlerinin yazılı olduğu bir tabanca hediye ettiği paylaşıldı. "Zirve o kadar olumlu bir havada geçti ki, görüşmeler devam ederken İran'a yönelik hava saldırılarının aniden yeniden başlaması bile görüşmeleri rayından çıkarmadı" ifadelerine yer verildi.
Analizde bu noktaya kadar her şeyin yolunda olduğu ancak bildirinin sonunda NATO liderlerinin gelecekteki toplantılara bağlılık sözü vermelerine rağmen önümüzdeki yaz için bir toplantı tarihi belirlememelerinin altı çizildi.
Hangi Mark?
Tüm olumlu havaya ve fotoğraflara rağmen FP, NATO'nun diğer üye devletlerinin 'Tüm bu yeni harcamalarla neyi başarmaya çalıştıkları' konusunda bölünmüş durumda olduğunu da vurguladı. Kanıt olarak Kanada Başbakanı Mark Carney ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte öne sürüldü. Mark Rutte'nin NATO genel sekreteri olarak göreve başladığından beri ABD Başkanı Trump'ı övdüğünü, Avrupa devletlerinin askeri harcamaları artırması kozuyla Trump'ın NATO'dan çekilme olasılığını dahi sıfırlayabileceği iddia edildi.
Mark Carney'nin ise Trump'ın önde gelen eleştirmenlerinden biri olduğu, Trump'ın Kanada'ya yönelik eleştirileri ve haksız tehditlerinin Carney'nin tutumunda belirleyici faktör olduğu belirtildi. 2026'nın başlarında İsviçre'de düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda Carney'nin "Kanada ve Avrupa müttefikleri gibi orta ölçekli aktörlerin, büyük güçlerin avı olmak istemiyorlarsa giderek çok kutuplu hale gelen bir dünyada nasıl varlık göstereceklerini bulmaları gerektiğini" söyleyerek katılımcıları şok ettiği aktarıldı.
ABD'li yayın organı "Konuşma, büyük ölçüde, dolaylı olarak da olsa hem ABD'nin hem de Çin'in bu tür yırtıcı büyük güçler olabileceğini ima ettiği için manşetlere çıktı." iddiasında bulunurken "Carney bu konuşmanın ardından Pekin'i ziyaret ederek temel noktasını vurguladı: Kanada gibi uzun süredir ABD müttefiki ve komşusu olan ülkelerin bile nasıl önlem alacaklarını bulmaları gerekiyor." ifadelerine yer verildi.
Ankara'da da Carney'nin, 'önceliklerini yeniden değerlendiren' bir ABD karşısında NATO'nun orta ölçekli devletlerini birleşmeye ikna etmeye çalıştığı ve Rutte'nin modelinin aksine Carney'nin yaklaşımının Amerikan olmayan NATO üyelerinin kendi savunma kabiliyetlerini geliştirmesi gerektiğini öne sürdüğü belirtildi. Ancak bunun sadece ABD'nin potansiyel gücündeki azalmaya karşı bir önlem değil, Washington'a olan bağımlılığı ve kırılganlığı azaltmanın bir yolu olarak da düşünülebileceği vurgulandı.
Analizin son bölümünde ise Ankara zirvesinin, Avrupalı liderler her ne kadar silah üretimi konusunda hemfikir olsalar da madalyonun diğer yüzünde bu karşıt görüşler arasında bölünmüş oldukları dile getirildi. "Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gibi liderler uzun zamandır Carney'nin bakış açısıyla hemfikir. Rutte ise Ankara'da, İngiliz Başbakanı Keir Starmer da dahil olmak üzere diğerleri tarafından destekleniyordu. Starmer görevden ayrılmak üzere olsa da, halefinin de Rutte'nin görüşünü desteklemesi aynı derecede muhtemel görünüyor." ifadeleri kullanılırken ittifakın geleceğinin nasıl şekilleneceğinin merakla beklendiği vurgulandı.