Dolandırıcılık olayının ardından ilk kez açıklama yapan İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, yaşadığı sürecin detaylarını paylaştı. Gribal enfeksiyon nedeniyle evinde istirahat ettiği sırada kendilerini emniyet görevlisi olarak tanıtan kişiler tarafından arandığını belirten Kocamaz, devlet kurumlarına duyduğu güvenin istismar edildiğini söyledi. Kocamaz, olayın fark edilmesinin ardından harekete geçen emniyet ekiplerinin şüphelileri kısa sürede yakaladığını ifade etti.
Sosyal medya hesabından açıklama yayınlayan Kocamaz şu ifadeleri kullandı:
"Kamuoyuna;
Bugün sosyal medya hesaplarında, ardından da bazı haber sitelerindeki yapılan paylaşımlarla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek üzere bu açıklamayı yapıyorum.
Öncelikle yirmi beş yıllık Belediye Başkanlığım döneminde birçok teftiş ve soruşturmalar geçirdim. Allah’a binlerce şükürler olsun ki, bugünlere alnım ak ve başım dik olarak geldim. Tarsus Belediyesi’nde 2001 - 2002 yıllarında alt yapı ihalesinde tespit ettiğim yolsuzluğu engellediğim ve oyunu bozduğum için evim kurşunlandı. Bu ihalede 168 milyon mark olarak ortaya çıkan rakamı yüksek bularak birinci ihaleyi iptal ettikten sonra ikinci ihalede 56 milyon marka işi yaptırdık. Yani kamu kasasından fazladan çıkması muhtemel 112 milyon marka engel olmuş oldum. Bugüne kadar hiçbir gruba veya çeteye boyun eğmedim. FETÖ’nün en güçlü olduğu Ergenekon ve Balyoz döneminde Türk Ordusu’na karşı takınılan hasmane tutumu protesto maksadıyla Belediye’ye “Zaman” Gazetesinin girişini yasakladım. Bu olayın ardından Tarsus’ta üzerimize o günkü FETÖ’cüler tarafından kumpas kuruldu. Daha sonra 2014 yılında Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum andan itibaren yine bu çete mensupları bu tür kumpasları kurmaya çalıştı ve 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Büyükşehir Belediyesi’nde birlikte çalıştığımız arkadaşlar üzerinden şahsıma operasyon yapılmaya çalışıldı. Bu konularla ilgili resmi kayıtlar hem belediyede, hem emniyet güçlerinin, hem de basın kuruluşlarının arşivinde mevcuttur.
Ben Burhanettin Kocamaz, çocuk yaştan itibaren ticaret yapan daha sonra kamuda görev yapıp ardından özel okul öğretmenliği ve ortaklığı daha sonra da zirai ilaç bayiliği yaparak belirli bir birikim elde ettim. Uzun yıllardır da, inşaat mühendisi olan oğlumla birlikte konut müteahhitliği yapan bir şirketimiz mevcut. Buna rağmen bugüne kadar kamuyla herhangi bir işimiz olmamıştır. Yaptığımız ya da kat karşılığı yaptırdığımız yüzlerce dairemiz olmuştur. Ayrıca Burhanettin Kocamaz’ın Devlet, Millet ve Bayrak konusunda ne kadar hassas olduğunu bilmeyen yoktur. Oğlumun idare ettiği bu şirket halen faaliyetine devam etmektedir.
Yaşadığım bu son olaya gelince, ben geçirmekte olduğum gribal enfeksiyon nedeniyle evde istirahatteydim 14 Haziran 2026 Pazar günü Ankara’daki ikametgahımda dinlenirken telefonum çaldı. Karşıdaki kişiler kendilerini Mersin TEM Müdürlüğü Operasyon Ekibi olarak tanıttılar. Bana bazı bilgiler yollayacaklarını, benim ve eşimin yoldaki bir rutin kontrolde kimliklerimizi farklı resimlerle kullanan şahısların yakalandıklarını ifade ettiler. Yapılan incelemede benim ve eşimin banka bilgilerimizi, üzerimizdeki tapu kayıtlarımızı tek tek sayarak bu şahısların bankalarda ve tapuda adımıza işlemler yaptığını söylediler. Hatta FETÖ adına çalıştıklarını, alınan ifadelerinde zaman zaman bana para veya altın verdiklerini beyan ettiklerini söylediler. Bütün bunları bana Savcılığın talimatı ile anlattıklarını, dosyada gizlilik kararı bulunduğu için bu konuyu sadece operasyon ekibi, Savcı Bey, benim ve eşimin bildiğini bu nedenle operasyonun selameti açısından çocuklarımızla dahi bu konuyu konuşmamamız gerektiğini söylediler. Sık sık iletişime geçerek bizi bilgilendireceklerini söyleyip güven verdiler. Zaman zaman nöbet değişikliği yaptıklarını, sahada operasyonun devam ettiğini, bazı kişilerin gözaltına alındığını söylediler. Bu arada para transferi yapan insanları belirlemek amacıyla bizim hesabımızdan onların hesabına para transferi yapılması gerektiğini söyleyerek bu konuda yardım rica ettiler. Bu kişilerin Tapu Müdürlüğü, bankalar ve kuyumcularla da işbirliği içerisinde olduklarını söyleyerek şüphelilerin verdiği ifadelere göre üzerimizde bulunan altınların karşılaştırılarak kontrol edileceğini ifade ettiler. Daha sonra mevcut ziynet eşyalarımızı bir yere serip fotoğraflandırarak onlara atmamızı ve listelendirmemizi talep ettiler. Bir müddet sonra Savcı Bey’in resimleri ve listeyi gördüğünü ve bunları bir çantaya koyup laboratuvarda incelenmek üzere vermemiz gerektiğini bildirdiler. Bende bugüne kadar alnımın akıyla edindiğim birikimleri korkusuzca ve Devletimize güvenerek verip incelenmesinde herhangi bir sakınca görmediğimi ‘çiğ yemedim ki, karnım ağrısın’ diyerek devletimize yardımcı olmak amacıyla polis olduğunu düşündüğüm şahıslara teslim ettim. Bu şahıslarda hiçbir şekilde mağduriyet yaşamayacağımızı ve zarar görmeyeceğimizi ifade ettiler.
Ancak çantayı teslim ettiğimde bir teslim tutanağı bekledim. Zaten kendime güvendiğim için de resmi prosedürün bu şekilde olması gerektiğini düşündüm. Evrak verilmeyince, kafamda şüpheler oluştu. Onlar ayrılır ayrılmaz, ben anında Mersin İl Emniyet Müdürü’nü aradım. Müdür Bey, bu isimlerin Mersin Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesinde çalışmadıklarını söyleyerek Ankara’da olduğumdan dolayı Ankara emniyetinin beni arayacağını onlarla olayı detaylarıyla paylaşmam gerektiğini belirtti. Ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden beni aradılar ve gece 01.00’de Emniyet güçleriyle birlikte olayın yaşandığı yere gittik ve polisler tarafından bölgedeki kamera kayıtları incelendi. Ekip, anında bu şebekenin Bolu civarında olabileceğini söyledi. Benim de Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne giderek olay hakkında suç duyurusunda bulunmam gerektiğini belirttiler. Ben orada ifade verirken, şüphelilerin Bolu’yu geçtikleri ve İstanbul’a doğru seyir halinde oldukları ve takip edildikleri bilgisi geldi. Daha sonra şüphelilerin yakalanıp İstanbul’dan Ankara’ya getirildikten sonra mahkemece tutuklandıkları haberini aldım. Bu konuda başarılı bir operasyona imza atan Ankara Emniyetimizin genç ve dinamik, bir o kadar da başarılı
personellerine özellikle teşekkür ediyorum.
Ancak, kafama takılan bazı soruları da sormadan edemeyeceğim. Bir şebeke benim E- Devlet şifremi bilmeden tüm banka hesaplarımı, tapu kayıtlarımı nasıl ve nereden elde edebiliyor. Öylesine detaylı bilgiler veriyor ki, benim bile unuttuğum rahmetli annem üzerinden intikal eden kırk elli metrekarelik hisseden bile bilgileri var. Ayrıca, konu tam netleşmeden olayın verdiğim ifade doğrultusunda sosyal medyada ve haber sitelerinde paylaşılmış olması da bırakın şahsımı, devletim açısında da çok
büyük bir zafiyet değil midir?
Hülasa, geçirmekte olduğum ve halen devam eden rahatsızlığım ve rahatsızlığıma bağlı kullanmış olduğum ilaçların etkisi ve devletime olan aşırı güvenden dolayı yaşadığım bu tatsız olaydan ötürü Türkiye gündemine gelmiş olmaktan büyük üzüntü duymaktayım. Şunu kesinlikle belirtmeliyim ki, hiç kimseye hiçbir konuda veremeyeceğim hiçbir hesabım yoktur. Ayrıca benim tüm hassasiyetim ülkeme ve
Devletime karşı taşıdığım sorumluluktandır. Her şeye rağmen böyle bir olayla ve bizim devletimize karşı gösterdiğimiz hassasiyetle bir dolandırıcılık şebekesinin çökertilmiş olması beni ziyadesiyle memnun etmiştir. Tüm bu yaşananları bütün çıplaklığıyla kamuoyuyla paylaşarak, gündemin daha fazla meşgul edilmemesini temenni ediyor, olayla ilgili herhangi bir mağduriyetimin olmadığını belirtiyor,
herkese saygılarımı sunuyorum."