Ana içeriğe geç

İşçi siyasetten anlar mı?

Politikayı bir zümrenin işi değil, bizzat işçi sınıfının meselesi olarak gören Evrensel, 31 yıldır olduğu gibi bugün de işçileri ve ezilenleri sınıfını bilip safa gelmeye çağırıyor.

İşçi siyasetten anlar mı?
Evrensel
16

“İşçi siyasetten ne anlar?”, “Ücret siyaset işi midir?”, “Demokrasi ayrı, emek mücadelesi ayrı” iddialarına karşı, 31 yıldır her gün bunun aksini anlatıyoruz.

‘Politikayı’ sınıf mücadelesi gerçekliğiyle ele alıyoruz. Sayfalarımız, dünyadaki tüm gelişmeler gibi işçi sınıfının bir bütün olarak hayatının politikayla bağlantısını her gün yeniden gösteriyor.

Örneğin son dönemde dilden düşmeyen sandık ve seçimin önemini biliyor ancak demokrasinin sandıkla sınırlı olmadığını anlatıyoruz. Ekranlarda her akşam aynı yüzler aynı şeylerden söz ederken politikanın bir ‘zümrenin işi’ olmadığını, bir sınıfın, asıl olarak işçi sınıfının meselesi olduğunu anlatıyoruz.

Demokratik hak ve özgürlüklerin klişe birer masal değil, işçi sınıfının yarını kurmak üzere örgütlenme zemininin genişleyip güçlenmesinin bir parçası olduğunu biliyoruz. Ve bunun kendiliğinden ya da ‘lütfedilerek’ değil; tarihin de öğrettiği gibi ancak ve ancak işçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesiyle sağlanabileceğini biliyoruz. Sadece kürsüleri değil; esas olarak iş yerlerini, meydanları, sokakları dinliyor; yine oraya anlatıyoruz.

Türkiye’nin politik sahnesinde ışıklar hızla kararırken ana muhalefet partisine kadar genişleyen kuşatma, terör ve teslimiyet arasına sıkıştırılmak istenen Kürt sorununun demokratik çözümü, çatışma ve savaşlar günden güne artarken emperyalist çıkarlar ve savaş örgütü NATO’nun başkentte ağırlanması... Küresel kapitalist barbarlığın ve yerli iş birlikçilerinin işçi sınıfının çıkarlarını hedef alan her hamlesini, her pazarlığını, her imzasını duyurmaya; ezilenleri, sömürülenleri, hakları gasbedilenleri “Sınıfını bilip safa gelmeye” çağırmaya devam ediyoruz.

Halkların kaderini emperyalistlerin ve iş birlikçilerinin değil, ancak kendilerinin tayin edebileceğini anlatmayı sürdürüyoruz. Biliyoruz ki Kürt sorunundan kayyımlara, yargının sopa olarak kullanılmasından antidemokratik yasalara kadar her bir meseleyi birbirinden bağımsız anlatanlara karşı; tüm bunların işçi sınıfının ve ezilen halkların birliğinin, işçi sınıfı iktidarı mücadelesinin parçası olduğunu anlatmak gerekiyor. Çünkü siyaseti günlük olarak hayatının her alanında bizzat deneyimleyen de tüm bu sorunları çözecek olan kitleleri çevresinde toplayacak olan da hayatı durdurma gücüne sahip olan ve nihayetinde bu gücü kullanacak olan da işçi sınıfıdır.

İşçi ve emekçilerden aldığımız güçle 31 yıl önce çıktığımız bu yolculuğu, ekonomik ve siyasi baskıların artarak sürdüğü zorlu koşullarda devam ettirirken burjuvazinin üstüne toprağı atmak için mücadeleye ve dayanışmaya çağırıyoruz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler