Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması" programında çiftçiler ve sektör temsilcileriyle bir araya geldi.
Toprağın ve doğanın sunduğu her türlü imkanın birer "nimet" olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim inanç ve kıymet manzumemizde insanın insan üzerinde nasıl hakkı varsa, nimetin de insan üzerinde hakkı vardır. Medeniyet kodlarımızda nimete nankörlük etmek ayıpların en büyüğüdür. Nimeti vesile kılarak Allah’a şükretmek, nimetin hukukunu gözetmek ise en yüce erdemlerden biridir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin tarım konusundaki köklü geçmişine ve kültürel birikimine dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti:
- Modern dünyanın aklına yeni gelen toprağı koruyacak tarım meselesi, bizim binlerce yıllık tecrübemizin adeta özü ve özeti gibidir. Toprak için 'ana' tabirini kullanmamız laf olsun diye değildir. Şehirlerimizi bağlar içinde gösteren türküler boşuna yakılmamıştır. 'Ne ekersen onu biçersin' sözü milli hafızamıza boşuna kazınmamıştır.
- Büyük medeniyet inşa edenler ancak toprağın, rüzgarın, denizin, güneşin, iklimin dilini anlayanlar, o dille uyum içinde bir hayat sürenler olmuştur. Pek çok özelliği yanında bir nimet medeniyeti de olan Türk medeniyetinin varislerinin başında değerli çiftçilerimiz vardır. Soframızdaki ekmeğimizden bulgurumuza, peynirimizden zeytinimize kadar hemen her gıdada çiftçilerimizin emeği ve alın teri bulunuyor. Bunun için her birinize şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim çalışmalarınızı daha da bereketlendirsin diyorum.
"TABİAT NANKÖRLÜK EDENİ AFFETMEZ"
- Tabiat nankörlük etmez, kendine nankörlük edeni de affetmez. Küresel düzeyde karşılaştığımız iklim krizi ve afetlerin modern insanın toprağa ettiği nankörlük sonucu olduğunu sizler de görüyorsunuz. Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig’de bakınız ne diyor: 'İnsan kirlenirse su ile yıkanır, su kirlenirse ne ile yıkanır?' İnsanlık olarak daha fazla kazanmak, daha fazla tüketmek uğruna suyun, toprağın, havanın kirletilmesinin bedelini çok ağır ödüyoruz.
- Tarım alanları ve temiz su yataklarının yerleşime açılmasının, zararlı kimyasallarla ekolojik sistemin bozulmasının ceremesini çekiyoruz. Toprağa ve suya emanet olarak değil, sömürülecek bir meta olarak bakan vahşi kapitalist zihniyet bugün yaşadığımız sorunların baş sorumlusudur. Türkiye hiçbir dahli olmadığı halde iklim krizinin yansımalarına en fazla maruz kalan ülkelerden biridir. Son yıllarda kuraklık yaşadık, orman yangınlarıyla mücadele ettik, sellerle, taşkınlarla, zirai don olaylarıyla karşılaştık, çeşitli afetlerle yüzleştik.
- Özellikle geçen yıl bizi oldukça zorlayan bir sene oldu. Zirai dondan etkilenen üreticilerimize toplam 47 milyar lira ödeme yaptık. Hamdolsun bu yıl yağışlar bakımından bereketli bir sene geçiriyoruz. Barajlarımız, göllerimiz, su kaynaklarımız şükürler olsun doluyor. Nehirlerimiz, derelerimiz tam da özlediğimiz şekilde gürül gürül akıyor. Hasatlar yapıldıkça rekolte açısından çiftçimizin yüzü de gülmeye başladı. Arpada, buğdayda ve inşallah pek çok mahsulde bu yıl rekor bekliyoruz.
MUHALEFETE KASKET GÖNDERMESİ
- Son 23 yılda tarımsal üretime reel rakamlarla yaklaşık 3 trilyon lira destek verdik. Geçen yıl sektöre verdiğimiz desteğin toplamı 706 milyar lirayı buldu. 2024 için tarıma doğrudan ve dolaylı olarak ayırdığımız rakam ise tam 939 milyar lira. Yani 1 trilyon liraya varan devasa bir rakamla üreticimizi destekleyeceğiz. Türkiye çiftçisine sağladığı destekler bakımından OECD ortalamasının yaklaşık iki katı düzeyinde yer alıyor. Biz birileri gibi şov yapmıyor, istismar yapmıyor, sadece iş yapıyoruz.
- Çiftçiyle bütünleşmek kafaya kasket takmak değildir. Tarıma destek olmak muhalefetin yaptığı gibi meydanlarda her çiftçiye bedava traktör sözü verip sonra 'Biz onu reklam olsun diye yaptık' demek değildir. Bunların tamamı buram buram riyakarlık kokan, şov kokan hareketlerdir. Bunlar aynı zamanda eski Türkiye'ye ait ucuz siyasi cingözlüklerdir. Dünyada ve Türkiye'de tarımın geldiği seviyeden haberleri bile yok. Kendileri de zihniyetleri de üzerine bindikleri traktör kadar müzelik. Bu müzelik zihniyetin ne ülkeye, ne millete, ne çiftçilerimize hayrı olur. Ne demiş atalarımız? Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz. Eskisiyle yenisiyle ana muhalefetten bu ülkenin tarımına fayda gelmez. Zaten uğraştıkları, didiştikleri konuların basitliğine baktığımızda bırakın milleti kendilerine bile hayırlarının olmadığını hepimiz görebiliyoruz.
"SÜRECİN HER SEKTÖRE OLUMLU ETKİSİ OLUYOR"
- Biz ise gece gündüz demeden ülkemiz için, 86 milyon vatandaşımız için, özellikle istikbalimizin teminatı olan sevgili gençlerimiz için çalışıyoruz. Sadece tarımda, hayvancılıkta, üretimde değil her alanda Türkiye'yi şaha kaldırmanın, Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmenin gayretindeyiz. Cumhur İttifakı olarak dayanışma içinde yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye süreciyle ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözerek büyük ve güçlü Türkiye'nin kapılarını sonuna kadar açmak istiyoruz. Sürecin nasıl hayırlı bir proje olduğu günden güne daha net anlaşılıyor.
- Bakınız, bundan üç gün önce Hakkari’miz anlamlı bir spor müsabakasına ev sahipliği yaptı. 2025-2026 sezonu Büyükler Güreş Süper Lig finalleri Hakkari'nin doğa harikası Cennet Cehennem Vadisi'nde gerçekleştirildi. 200 sporcumuz Cilo Dağları'nın eteklerinde, yeşilin bin bir tonuyla bezeli 3 bin rakımlı yaylada mindere çıktı. Bir zamanlar terörün karanlık gölgesinin düştüğü dağlarımız şimdi sporla, turizmle, birbirinden güzel etkinliklerle yeniden hayat buluyor.
- Sürecin sağladığı güven ortamının spordan istihdama, turizmden ticarete hemen her sektöre olumlu tesiri oluyor. Ancak asıl başarıyı inşallah süreç menziline tam vardığında göreceğiz. Terör meselesi tamamen çözüldüğünde milletimiz en büyük hasadı tarım ve hayvancılık sektörlerinde yapacaktır. Dağlarımız daha bir şenlenecek, ovalarımız daha bir bereketlenecek, yaylalarımız daha bir güzelleşecek, nehirlerimiz daha bir coşkun akacak, tarlalarımızın verimi inşallah daha da artacak. Güvenlik endişesi nedeniyle gerileyen hayvancılık yeniden canlanacak.
- Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da huzur kök saldıkça bunun estirdiği bahar havasını inşallah 86 milyonun tamamı, 81 ilimizin her biri hissedecek. Allah'ın izniyle bu hayırlı süreç neticelendiğinde ekonomimiz daha da güçlenecek, üretimimiz daha da artacak, kardeşliğimiz daha da pekişecek. Cumhur İttifakı olarak büyük emek verdiğimiz bu süreci sizlerin de duası ve desteğiyle inşallah başarılı bir şekilde hedefine ulaştıracağız.
KREDİ LİMİTLERİ ARTIRILDI
- Sevgili çiftçilerimiz; şimdi de geliyorum tarım sektörümüzü sevindirecek haberlerimize. İlk olarak tarım noktasında kadın ve genç çiftçi kredi limitini 3 milyon liradan 5 milyon liraya çıkarıyoruz. Yatırım kredilerinde 2 yıl ana para ödemesiz, 10 yıla kadar vadeyle öz kaynak katkısı aramadan ve Kredi Garanti Fonu teminat desteğiyle çok daha güçlü finansman imkanı sunacağız. İkinci haberimiz; atıl durumda bulunan büyükbaş süt ve besi işletmelerini yeniden üretime kazandırıyoruz. Süt hayvancılığı yatırımlarına 60 milyon liraya, besicilik yatırımlarına ise 40 milyon liraya kadar kredi sağlayacağız. 2 yıl geri ödemesiz, 8 yıla varan vadelerle üreticimizin yanında olacağız.
- Üçüncü olarak; tarımda yenilenebilir enerji yatırımlarını daha güçlü şekilde destekliyor, çiftçilerimizin kendi elektriğini üretmesini teşvik ediyoruz. Bu kapsamda 15 milyon liraya kadar 8 yıl vadeli ve yüksek sübvansiyon oranlarıyla kredi imkanı sağlıyoruz. Böylece hem üretim maliyetlerini düşürüyor hem de çevre dostu üretimi destekliyoruz. Son olarak küçükbaş hayvancılıkta kredi limitini 2 milyon liraya, büyükbaş hayvancılıkta ise 3 milyon liraya yükseltiyoruz.