Ana içeriğe geç

22 yıl sonra Ankara'da NATO zirvesi: Türkiye neden yeniden kritik aktör oldu?

22 yıl sonra Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi'ni değerlendiren Strategic Advisory Services Yönetici Ortağı Hakan Akbaş, "Türkiye artık sadece ittifakın güneydoğu kanadındaki bir ülke değil, güvenlik gündeminin merkezindeki ana aktörlerden biri" dedi.

22 yıl sonra Ankara'da NATO zirvesi: Türkiye neden yeniden kritik aktör oldu?
Cnbc-e
16

Strategic Advisory Services Yönetici Ortağı Hakan Akbaş, 7-8 Temmuz tarihleri arasında Ankara'da gerçekleşecek NATO Liderler zirvesi'ni cnbce.com için analiz etti. Akbaş, Ankara'nın seçilmesinin tesadüf olmadığını NATO'nun güvenlik gündeminin yeniden Türkiye'nin çevresine taşındığına dikkat çekti. “Bir tarafta Karadeniz ve Rusya-Ukrayna savaşı var. Diğer tarafta Suriye, Irak, İran, İsrail hattı ve Doğu Akdeniz var. Yani bugün NATO’nun en sıcak başlıklarının neredeyse tamamı Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’siz güvenlik mimarisi kurulamaz”

Akbaş, NATO Liderler Zirvesi'nin 22 yıl sonra Ankara'da düzenlenecek olmasının yalnızca diplomatik bir jest olarak okunmaması gerektiğini söyledi. Akbaş, NATO'nun bu tercihle Türkiye'nin artık sadece ittifakın güneydoğu kanadındaki bir ülke değil, birçok krizin merkezindeki ana aktörlerden biri olduğunu kabul ettiğini belirtti.

Karadeniz güvenliği, enerji koridorları, göç, terörle mücadele, Ortadoğu dengesi, en büyük savaşlardaki arabuluculuk rolü ve savunma sanayii kapasitesi gibi başlıklar konuşulacaksa Türkiye'nin masanın dışında bırakılamayacağını ifade eden Akbaş, Ankara'nın ev sahipliğinin bu açıdan önemli bir mesaj taşıdığını dile getirdi.

Ankara'nın seçilmesinin güçlü bir sembolik anlamı da bulunduğunu kaydeden Akbaş, 2004 yılında İstanbul'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin ardından liderlerin 22 yıl sonra bu kez Ankara'da toplanacak olmasının, Türkiye'nin ittifak içindeki ağırlığının yeniden görünür hale gelmesi anlamına geldiğini söyledi.

Son yıllarda Türkiye ile bazı müttefikler arasında S-400, F-35, CAATSA yaptırımları, NDAA, İsveç'in NATO üyeliği ve Suriye politikası gibi başlıklarda ciddi gerilimler yaşandığını hatırlatan Akbaş, gelinen noktada tüm tarafların aynı gerçeği gördüğünü belirtti. Akbaş, "Türkiye ile sorun yaşanabilir ama Türkiye'siz güvenlik mimarisi kurulamaz." değerlendirmesinde bulundu.

Zirvenin NATO açısından önemli bir mesaj taşıdığını ifade eden Akbaş, sözlerine şöyle devam etti: "Bu zirve, NATO'nun haritasında Türkiye'nin yeniden kenar ülke değil merkez ülke haline geldiğini gösteriyor. Ankara seçimi aslında ittifakın güvenlik pusulasının Karadeniz, Ortadoğu ve savunma sanayiine döndüğünün ilanı."

22 yıl sonra Ankara'da NATO zirvesi: Türkiye neden yeniden kritik aktör oldu? - Resim : 2

“Türkiye’yi ev sahibi yapan sadece coğrafi konumu değil”

Hakan Akbaş, Türkiye’yi ev sahibi konumuna taşıyan temel gelişmeleri de anlattı. Türkiye’yi bu noktaya getiren en temel gelişmenin, dünyanın ve NATO’nun önceliklerinin değişmesi olduğunu, soğu savaş sonrası dönemde NATO’nun daha çok genişleme, balkanlar, Afganistan ve terörle mücadele gibi başlıklara odaklandığını hatırlatan Akbaş,“Bugün ise tekrar yüksek yoğunluklu savaş, mühimmat üretimi, hava savunma sistemleri, enerji güvenliği, kritik altyapı ve caydırıcılık konuşuluyor. Türkiye bu başlıkların neredeyse tamamında ya doğrudan taraf ya da vazgeçilmez ortak” ifadelerini kullandı. Ukrayna savaşının, Türkiye’nin önemini bir kez daha gösterdiğini belirten Akbaş, Türkiye hem Ukrayna’ya destek veren hem Rusya ile konuşabilen az sayıdaki NATO ülkesinden biri olduğunu söyledi. Türkiye’nin Karadeniz’de Montrö Sözleşmesi üzerinden dengeyi yönettiğini, tahıl koridoru gibi diplomatik girişimlerde rol oynadığını, aynı anda Suriye’de, Irak’ta, Kafkasya’da ve Doğu Akdeniz’de sahada olan bir ülke konumunu koruduğunu ifade eden Akbaş, “İran-ABD/İsrail savaşında Türkiye’nin tarafsız ama arabulucu aktör rolü ile NATO’nun bölgedeki askeri gücü olarak ABD ve AB’ye Türkiye’siz caydırıcı bir savunma ve güvenlik altyapısının mümkün olmadığını Dünya’ya hatırlattı” değerlendirmesinde bulundu.

Bir diğer önemli gelişmenin de savunma sanayii olduğuna işaret eden Akbaş, sözlerine şöyle devam etti: “NATO içinde artık herkes şunu konuşuyor: ABD Avrupa’dan asker çekip, AB’nin savaunma haracamalarında daha fazla pay almasını isterken, Avrupa’nın askeri mühimmatı yetiyor mu, hava savunması yeterli mi, üretim kapasitesi savaş temposuna dayanır mı? Türkiye son yıllarda İHA/SİHA, zırhlı araç, mühimmat, elektronik harp, deniz platformları ve hava savunma alanlarında ciddi kapasite geliştirdi. Bu da Türkiye’yi sadece coğrafi olarak değil, üretim ve kapasite açısından da daha önemli hale getiriyor.”

Zirvede hangi başlıklar öne çıkacak?

“NATO masasında herkes birlik fotoğrafı verecek ama arka odada üç pazarlık var” diyen Akbaş, “Kim ne kadar para harcayacak, Ukrayna için ne kadar risk alınacak, Türkiye Avrupa güvenlik mimarisinde nereye oturacak. En zor konu ittifakın birlik mesajı değil, bu mesajın faturasını kimin ödeyeceği” dedi.

Türkiye açısından ise birkaç hassas dosyanın olacağına dikkat çeken Akbaş, Savunma sanayii kısıtlamaları, F-35/CAATSA/NDAA mirası, AB savunma projelerine Türkiye’nin dahil edilmesi, terörle mücadelede müttefiklerin tutumu ile İran ve Suriye politikasının Ankara’nın öne çıkaracağı başlıklar olacağını belirtti. Türkiye’nin “müttefiklik sadece kriz anında destek istemek değildir; savunma sanayiinde de siyasi engeller kaldırılmalıdır” mesajını vereceğini vurguladı.

Akbaş, Ayrıca Türkiye’nin Avrupa savunma mimarisine dahil edilmesi konusunun da önem kazanacağına dikkat çeken Akbaş, “AB üyesi olmayan ama NATO’nun en önemli askeri güçlerinden biri olan Türkiye’nin Avrupa güvenliği dışında bırakılması artık sürdürülebilir değil. Ankara Zirvesi bu tartışmada Türkiye’nin elini güçlendirebilir” dedi.

Akbaş, “Türkiye için bu zirvenin gerçek kazanımı fotoğraf değil; savunma sanayii kısıtlarının gevşetilmesi ve Avrupa güvenlik mimarisinde daha kalıcı yer edinmesidir. Ankara’nın mesajı net: Türkiye olmadan NATO’nun güney kanadı, Karadeniz dengesi ve bölgesel caydırıcılığı eksik kalır” değerlendirmesinde bulundu.

Dış politika açısından da Türkiye’nin elinin güçleneceğinin altını çizen Akbaş, “Çünkü bütün liderler Ankara’ya geldiğinde Türkiye sadece ev sahibi değil, gündem kurucu ülke konumunda olur. Ukrayna, Karadeniz, Suriye, Irak, İran, enerji koridorları, göç, terörle mücadele ve savunma sanayii aynı anda konuşulacaksa Ankara’nın pozisyonu daha dikkatle dinlenir. Bu da Türkiye’ye diplomatik manevra alanı açar” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler