ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth'in Guantanamo Körfezi'nde yaptığı açıklamalar Washington'ın Küba politikasını yeniden gündeme taşıdı. Hegseth, saldırı ihtimaline ilişkin karar merciinin Başkan Donald Trump olduğunu belirtti.
Karayipler’de Venezuela operasyonunun ardından yeni bir askeri müdahale senaryosu şekillenirken, ABD ve Küba arasındaki tansiyon en yüksek seviyeye ulaştı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, adadaki Amerikan üssü Guantanamo Körfezi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, çok konuşulacak bir iddiayı gündeme taşıdı.
Bakan Hegseth, Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel’in alıkonulması senaryolarına ilişkin bir soru üzerine, Washington’ın her türlü operasyona hazır olduğunu belirterek adeta bir rejim değişikliği sinyali verdi.
HEGSETH: "NİHAİ KARAR BAŞKOMUTAN DONALD TRUMP’IN"
Guantanamo Donanma Üssü'nde görev yapan Amerikan askerleriyle bir araya geldikten sonra sınır hattında basın mensuplarının sorularını cevaplayan Savaş Bakanı Pete Hegseth, Küba rejimine yönelik operasyonel planlara dair şu iddialarda bulundu:
"Şu anda Küba rejimi üzerinde haklı olarak büyük bir baskı var. Almaları gereken önemli kararlar var ve bazen liderler baskı altındayken yanlış adımlar atabilirler. Biz de onları bu yönde kararlar almamaları konusunda teşvik ediyoruz çünkü bu, yalnızca ABD'nin başa çıkmak zorunda kalabileceği türden bir tehdit oluşturur. Savunma Bakanlığı, bu acil durumda başkomutana ihtiyaç duyduğu her türlü seçeneği sunacaktır. Ancak askeri operasyonlar ve muhtemel adımlara ilişkin nihai karar mercii doğrudan ABD Başkanı Donald Trump'tır. Küba’nın geleceği, ABD Başkanı ve Küba liderlerinin elindedir."
"AMERİKA’NIN GÜCÜNÜ ANLAMALARINI İSTİYORUZ"
Havana yönetiminin özellikle insansız hava araçları (İHA) üzerinden askeri tahkimat yapmaya çalıştığı yönündeki istihbarat raporlarına değinen Hegseth, Küba'yı silah alımından kaçınması konusunda uyardı:
"Küba'nın, ABD'nin kabiliyetlerinin ne denli güçlü olduğunu anlamasını sağlamak istiyoruz. Küba hükümetinin bu üsse veya ABD topraklarına ulaşabilecek türde yeni silahlar satın almaya veya bunlara erişmeye çalışması akıllıca olmaz. Bu, sadece istemedikleri değil, aynı zamanda asla dayanamayacakları türden bir çatışmaya davetiye çıkarmak olur. Dünyada hiçbir ülke Amerika Birleşik Devletleri'nin yeteneklerine denk olamaz. Şimdilik ne olacağını bekleyip görelim. Belki yakında Küba hükümeti liderliğiyle dost da olabiliriz."
Bakan Hegseth'in işaret ettiği ve Küba’nın ABD güçlerine karşı kullanılabilecek 300'den fazla askeri insansız hava aracı satın aldığını öne süren Axios raporunun ardından Havana’dan yalanlama gelmişti.
ABD için asla bir tehdit oluşturmadıklarını yineleyen hükümet kendini savunma hakkına sahip olduğunu kaydetti. Ayrıca Washington’ı "askeri saldırıyı meşrulaştırmak için bahaneler uydurmak, yalanlar üretip dünyaya yaymakla" suçladı.
Trump yönetiminin 2025’te yeniden göreve gelmesinden bu yana tırmanan kriz, ocak ayında Küba’ya petrol tedarik eden ülkelere yönelik ağır ithalat tarifelerinin getirilmesi ve "ulusal güvenlik tehdidi" gerekçesiyle acil durum ilan edilmesiyle derinleşmişti. ABD'nin uyguladığı bu fiili enerji ablukası nedeniyle Küba genelinde elektrik şebekeleri çökerken sağlık, eğitim ve gıda gibi hayati alanlarda büyük bir insani kriz baş gösterdi. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, yaptırımların çocuk ölümlerine yol açtığını belirterek kısıtlamaların derhal kaldırılması çağrısında bulundu.
Ancak Pentagon'un adanın hemen kıyısına USS Nimitz uçak gemisini sevk etmesi ve CIA Direktörü John Ratcliffe'in mayıs ayındaki gizli Havana ziyareti, adadaki tansiyonu düşürmedi. ABD basınına konuşan kaynaklar, ABD güçlerinin geçtiğimiz ocak ayında Venezuela’nın başkenti Karakas’a düzenledikleri şafak baskınıyla Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini kaçırarak New York mahkemelerinde yargı önüne çıkarmasını hatırlatarak, Guantanamo’dan yükselen iddiaların Küba lideri Diaz-Canel için de benzer bir operasyon hazırlığı olabileceğini değerlendiriyor.