Ana içeriğe geç

Küresel ticarete savaş darbesi: Hürmüz Boğazı'nda 100 günün bilançosu açıklandı

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat’ta başlattığı askeri harekatla başlayan savaşta 100 gün geride kaldı. Küresel enerji ve ticaret ağının en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda, savaş süresince yaşanan gemi trafiği normal dönemlerin sadece bir haftalık hacmine ulaşabildi. Stratejik su yolundaki ticari geçişler, savaş öncesi seviyelere kıyasla yüzde 90'dan fazla gerileyerek tarihi bir çöküş yaşadı.

Küresel ticarete savaş darbesi: Hürmüz Boğazı'nda 100 günün bilançosu açıklandı
Karar
16

Basra Körfezi’nin çıkışında yer alan ve Orta Doğu’da üretilen petrol ile sıvılaştırılmış doğal gazı (LNG) Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına ulaştıran Hürmüz Boğazı, savaşın 100. gününe girildiği 7 Haziran itibarıyla askeri ve diplomatik kısıtlamaların merkezinde yer alıyor. 28 Şubat öncesinde dünyadaki günlük petrol tüketimi ile LNG ticaretinin yüzde 20'sini, deniz yoluyla yapılan gübre ticaretinin ise üçte birini sırtlayan boğazda, ticari hareketlilik adeta durma noktasına geldi.

BİR HAFTALIK TRAFİK 100 GÜNDE YAPILABİLDİ

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Kuruluşu (UNCTAD) verilerine göre, savaş öncesindeki 1-27 Şubat döneminde Hürmüz Boğazı'ndan günde ortalama 129 gemi geçiş yapıyordu. İngiltere Deniz Ticaret Örgütü verileri ise boğazın tarihsel süreçte günlük ortalama 138 gemilik bir trafiğe ev sahipliği yaptığını ortaya koyuyordu.

Ancak veri analitik şirketi Kpler’in 7 Haziran Türkiye saatiyle 09.00 itibarıyla derlediği güncel istatistikler, 100 günlük savaş döneminde boğazdan yalnızca 988 ticari geminin geçebildiğini gösterdi. Normal şartlarda yaklaşık bir haftada gerçekleşen bu trafik düzeyi, savaş döneminde günlük ortalama gemi geçiş sayısının 10’a kadar düştüğünü ispatladı. Bu süreçte boğazı kullanabilen az sayıdaki geminin ise ağırlıklı olarak yaptırım kapsamında bulunan veya "gölge filo" olarak adlandırılan gemilerden oluştuğu belirlendi. Geçiş yapan bu gemilerin 84'ünü ise konteyner gemileri oluşturdu.

28 ŞUBAT SONRASI TRAFİKTE TARİHİ DİP SEVİYELER

Askeri operasyonların başladığı 28 Şubat günü Hürmüz Boğazı'ndan 78 gemi geçerken, bu sayı krizin derinleşmesiyle 1 Mart'ta 30'a, 2 Mart'ta ise 13'e kadar geriledi. Takip eden süreçte günlük geçişlerin 2 gemiye kadar düştüğü dönemler yaşandı.

Savaş süresince en yoğun trafiğin yaşandığı gün, 27 geminin geçiş yaptığı 18 Nisan oldu. Bu hareketlilikten hemen önce, 17 Nisan'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Lübnan’daki ateşkes doğrultusunda Hürmüz Boğazı’nın ateşkes süresi sonuna kadar tüm ticari gemilere açık tutulacağını duyurmuş; ABD Başkanı Donald Trump da boğazın açıldığını doğrulamakla birlikte İran ile müzakereler tamamlanana dek ABD ablukasının süreceğini ilan etmişti. Ancak bu açıklamaların hemen ardından, 18 Nisan’da İran yönetimi, ABD'nin kendi limanlarına yönelik ablukası kalkmadığı müddetçe boğazın "kapalı kalacağını" ilan etti. Savaşın en sakin günü ise sadece tek bir geminin geçiş yapabildiği 7 Mayıs olarak kayıtlara geçti.

Hürmüz Boğazı’nı geçmeyi başaran gemilerin ana ticaret rotasını Körfez’deki üreticiler ile Asya ve Afrika’daki belirli ülkeler oluştururken, Batı ülkeleriyle yapılan deniz ticareti bu süreçte neredeyse tamamen silindi. Boğazı geçmek isteyen gemilerin uyguladığı temel yöntemler ise Otomatik Tanımlama Sistemi’ni (AIS) kapatmak, İran’ın kendi kara sularında oluşturduğu "İran rotası" güzergahını kullanmak, İran’a ödeme yapmak ya da diplomatik müzakereler yürütmek oldu. Az sayıda gemi ise Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün standart rotasını kullanmaya devam etti.

TAŞINAN YÜK TÜRLERİNE GÖRE GEÇİŞ DAĞILIMI

Savaş döneminde Hürmüz Boğazı'ndan geçen 988 geminin yük türlerine göre dağılımı ve rotaları şu şekilde gerçekleşti:

Toplam geçişlerin en büyük kısmını oluşturan petrol gemileri, 28 Şubat'ta 50 adetken, 1 Mart'ta 17'ye, 2 Mart'ta 6'ya ve 3 Mart'taki kısıtlamalarla 2'ye kadar düştü. Bazı günlerde hiç petrol gemisi geçmedi. Geçiş yapan yüklerin büyük çoğunluğu İran limanlarından kalkan gemilerden oluşurken; Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Kuveyt, Umman, Suudi Arabistan ve Katar'dan hareket eden gemiler de listede yer aldı. Bu petrolün ana varış noktaları Çin, Hindistan, Singapur, Güney Kore, Japonya, Vietnam, Pakistan, Malezya, Thailand ve Myanmar oldu.

Toplam trafiğin yüzde 28'ini oluşturan kuru yük gemileri, diğer yakıt türlerine kıyasla çok daha çeşitli bir rota ağı kullandı. Bu kapsamda Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Hindistan, Suudi Arabistan, Türkiye, Kanada, Tayland, Ukrayna, Brezilya, Arjantin, Çin, Umman, Tanzanya, Endonezya ve Irak gibi farklı ülkelerden yüklenen kuru yük gemileri boğazdan geçerek ticaret akışını sürdürdü.

Toplam geçişlerin yüzde 15'ine karşılık gelen LPG taşımacılığında yüklemeler en fazla İran olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt limanlarında gerçekleştirildi. Bu gemiler rotalarını Pakistan, Hindistan, Çin, Malezya, Endonezya, Umman, Cibuti, Somali ve Şili'ye çevirdi.

Körfez bölgesinde savaşın başından bu yana meydana gelen enerji altyapısı hasarları ve özellikle boğazdaki LNG ticaretinin merkezinde bulunan Katar'daki LNG tesisinde üretimin durması nedeniyle bu alandaki ticaret oldukça kısıtlı kaldı. 28 Şubat sonrasındaki ilk LNG gemisi ancak 2 Nisan'da geçiş yapabildi. 100 günde sadece 18 LNG gemisi boğazdan çıkış yaparken, bu miktar toplam trafiğin yüzde 2'sine tekabül etti. Yüklü çıkan LNG gemileri Pakistan, Hindistan, Çin ve Japonya'ya ulaştı.

Ayrıca, savaşın patlak vermesinin ardından Körfez sularında mahsur kalan 10'a yakın yolcu gemisinin de bu 100 günlük süre zarfında boğazdan çıkış yaptığı bildirildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler