Ana içeriğe geç

Türkçede ilk kez! Nazım Hikmet ve Japonya

Japon çevirmen Nakamoto Nobuyuki’nin 1963 yılında kaleme aldığı ve Türkçede ilk kez yayımlanan bu tarihi yazı, Nâzım Hikmet’in Japonya ile kurduğu derin bağı gözler önüne seriyor.

Türkçede ilk kez! Nazım Hikmet ve Japonya
Aydınlık
16

Nazım Hikmet’in şiirlerinden derleyerek Japoncaya çevirdiği “Seçme Şiirler” kitabını 1962 yılında yayımlayan Rus Edebiyatı uzmanı, yazar ve çevirmen Nakamoto Nobuyuki’nin 23 Haziran 1963 tarihinde Akahata (Kızıl Bayrak) gazetesinde yayımlanan “Nazım Hikmet ve Japonya” başlıklı yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz. Teori Dergisi Yazı Kurulu Üyesi İnan Öner tarafından Japoncadan Türkçeye çevrilen yazı Türkiye’de ilk kez yayımlanıyor. Arabaşlıklar özgün yazıya aittir.

DÜNYANIN HER YERİNDE NAZIM’LA KARŞILAŞAN JAPONLAR

1961 baharında Tokyo’da Asya Afrika Yazarlar Konferansı toplandığında, Nazım Hikmet’le görüşebileceğime dair bir beklenti içindeydim. Barış savaşçılarının en ön sırasında ilerleyen Nazım Hikmet, “ölümü yenerek” ve “yanan kalbinin örsünde kelimeleri dövmek için” gelir diyordum. Gerçekten de o dünyadaki barış konferanslarına mutlaka katılıyordu. Helsinki’de ona rastlamış olan Japon şairler vardı. Sovyetler Birliği’nde Taşkent’te karşılaşmış olan Japon yazarlar vardı. Moskova’da da Berlin’de de öyleydi. Japonya’ya döndükten sonra konferansı anlatıyorlardı. Nazım Hikmet’ten bahsediyorlardı. Bir yerlere bir şeyler yazıyorlardı.

Bu şekilde çok daha önceden eserleri Japonya’da tanınmış olan Nazım Hikmet daha da bilinir olmuştu. Hiroşima’da atom bombası sonucu ölen kız çocuğunu anlatan şiiri bestelendi ve seslendiriliyor. Bikini Adaları’ndaki atom bombasının küllerine maruz kalan Daigo-fukuryu-maru gemisindeki balıkçıları ele aldığı “Japon Balıkçısı” şiiri de biliniyor. Bu şiirler 1955 yılında Helsinki’de düzenlenen Dünya Barış Konferansı’na gönderilmişlerdi. Bu şiirlerin basılı olduğu broşürü temsilciler memleketlerine götürdüler. Nazım Hikmet’in ismi ve eserleri daha da bilinir ve sevilir oldu.

Türkçede ilk kez! Nazım Hikmet ve Japonya - Resim : 1

MOSKOVA’DA ERİŞTİĞİM BULUŞMA FIRSATI

Neticede Nazım Hikmet Tokyo’ya gelmedi. Japonya’yı sık sık şiirlerine alan ve Japonya’da birçok okuru olduğunu bilen şair kuşkusuz Japonya’ya gelmeyi arzu etmiş olmalıydı. Öyleyse neden gelmemişti? Şiirlerinin çevirmenlerinden biri olarak ben şaire doğrudan temas etmek istiyordum. Gelmeyeceğini anladığımda düş kırıklığına uğradım.

Bir nebze de olsa bir gün karşılaşacağımıza dair bir inancım hala vardı ama ertesi 1962 kışında Moskova’da buluşacağımız aklıma gelmemişti. Moskova Üniversitesinde öğrenim gördüğüm bir yıllık süre içinde birkaç kez görüşerek bir söyleşi de gerçekleştirdim.

İlk karşılaşmamız Moskova’da Mayakovski Müzesi’nde gerçekleşti. O zaman Nazım bana “Mutlaka evime gel, mutlaka. Japonya’dan gelen kardeşim.” dedi. Ben de ona “Yakında mutlaka geleceğim. Benim Nazım’ım.” dedim.

Elbette Nazım Hikmet’i görmek istiyordum; ama onu herkesten çok sevdiğim için, benimle yapacağı görüşme için değerli zamanını alarak onun takvimini bozmak istemiyordum. Az da olsa işine zaman ayırmasını arzu ediyordum. Bu duygularla ziyaretimi sürekli erteliyordum. Kendisiyle yüz yüze görüşemeyen Japon okurları adına da buluşmam gerektiğinin bilincindeydim ama o dünyaca ünlü bir şairdi; öyle herkesin kolaylıkla görüşemediği bir insanı ziyaret etmek için iyi düşünmem gerekiyordu. O arada da gazete ve radyo haberlerinden Nazım Hikmet’in faaliyetlerini takip ediyordum.

‘HOŞGELDİN KARDEŞİM! SENİ BEKLİYORDUM’

İlk karşılaşmamızdan altı ay kadar sonra bir durumdan ötürü mutlaka onu ziyaret etmem gerekti. Telefonuma çıkan Nazım Hikmet kuvvetli ve azarlayan bir ses tonuyla bana “Ey kardeşim, neden evime gelmiyorsun? Hemen geleceğini söylemiştin. Seni bekliyorum.” dedi. Ben de neden ziyaret etmekte ikircikli davrandığımı anlattım. Azarı işitince ziyaret etme cesaretini bulmuş oldum.

Nazım Hikmet’in oturduğu apartman dairesinin zilini çaldım. Genç Rus yardımcısı çıktı. Sonra iç taraftan bütün heybetiyle Nazım Hikmet geldi ve “Hoş geldin kardeşim! Seni bekliyordum!” diyerek bana sarıldı ve beni öptü. Ben de onu yanağından öptüm. Bana “Sen çok çekingensin. Ben de Asyalı olduğum için bu alçakgönüllülüğü çok iyi anlıyorum. Çok iyi bir özellik ama bazen zararı da oluyor.” dedi. Eli omuzumda beni iç odaya doğru götürerek devam etti. “Benim memleketim Türkiye’de de senin memleketin Japonya’da da öyledir ki konuğu ağırlamak gerekir, hem de iyi ağırlamak gerekir. Bu noktada ben Sovyet insanını da seviyorum. Öyle olunca da mecburen çalışma zamanımdan oluyorum. Ama bilmelisin ki sen farklısın. Sakın çekinme. Her zaman konuğum olabilirsin. Ben Japonları çok severim.” dedi.

Türkçede ilk kez! Nazım Hikmet ve Japonya - Resim : 2

HEVESLE OKUDUĞU JAPON KİTAPLARI

Ara vermeden Japonya hakkında konuşmaya başladı. “Benim sanatım Japonya’yla ayrılmaz bağlara sahiptir.” diyerek anlattıklarına göre, Türkiye’de Fransızcaya çevrilmiş Japon sanatına dair kitaplar çok bulunuyormuş. Bunları büyük bir hevesle okumuş. Daha çok küçükken dinlediği ve bir gün eserini yazmayı istediği Japonlar ile Türkler arasında geçen bir dostluk hikayesinden bahsetti. Gerçekten olmuş bir olay olduğunu vurguladı. Tersaneden yeni çıkmış bir Türk gemisi Japonya açıklarında tayfuna yakalanarak batmıştı. Bu olayda Türk denizciler Japonlardan çok yardım görmüşler; memleketlerine döndükten sonra Japonların çok iyi insanlar olduklarını, Japon kadınlarının çok güzel olduklarını anlatmışlar. “Ben o zamandan beri Japonları çok severim.” dedi.

Neden Tokyo’ya gelmediğini sorduğumda “Çok üzgünüm. Beden sağlığım kötü. Özellikle kalbim fena.” diye yanıtladı.

Yakınlaşması güç bir insan değildi. Geniş dağarcığıyla neşeyle sohbet ediyor; birbiri ardınca konular açarak sohbeti ilerletiyordu. Her görüşmemizde ısrarla tekrarlamıştı:

“Kardeşim! Japon yoldaşlarıma selamlarımı söyle! Beni ziyaret etmekte çekingen olmasınlar!”

Kaynağa Git

İlgili Haberler