Ana içeriğe geç

Suriye’de Zenobia işçileri günlerdir grevde

Suriye'de Zenobia Fabrikasında çalışan işçiler, aylık 130 dolara düşen maaşları, 50 derece sıcaklıktaki fırınlarda çalışmaya zorlanmaları ve sağlık güvencesinden yoksun bırakılmaları üzerine günlerdir grevde.

Suriye’de Zenobia işçileri günlerdir grevde
Evrensel
16

Zina Shahla

Aljumhuriya- Bünyesinde seramik, granit, sağlık gereçleri, karton ve yapıştırıcı fabrikaları barındıran Zenobia Şirketi işçilerinin grevi dördüncü gününe girerken, yüzlerce işçi Şam’ın güneyindeki Kisve kasabası yakınlarında, Hiyaret Denun bölgesinde bulunan bu büyük tesiste toplanarak ücretlerin artırılması ve özellikle çalışanların can güvenliği, emniyeti ve sağlığını ilgilendiren çalışma koşullarının iyileştirilmesi gibi taleplerini sürdürüyor.

İşçiler, Al-Jumhuriya’ya verdikleri demeçte durumu şu sözlerle açıkladı:

“Grevin ilk gününden itibaren yönetim, bizi fabrikaya götürüp getiren servisleri durdurdu. Bu yüzden artık masrafları kendimiz karşılayarak geliyoruz; kimimiz motosikletle, kimimiz toplu taşımayla, kimimiz de ortak özel araçlarla ulaşıyor. Özellikle birçoğumuzun Dera ve kırsalında yaşadığı düşünüldüğünde, bu durum oldukça zor ve maliyetli. Ancak barışçıl ve yasal yollarla haklarımızı alma konusunda kararlıyız. Sesimizin duyulduğundan emin olana kadar da geri adım atmayacağız.”

‘Pahalılık katlanılamaz durumda, maaşlar kabul edilebilir değil’

İşçilerin taleplerinin en başında ücretlerin iyileştirilmesi geliyor. Şu anda işçi maaşları 1 milyon 700 bin Suriye lirası ile 3 milyon 200 bin Suriye lirası arasında değişiyor. En büyük zorluk ise Suriye lirasının dolar karşısında hızla değer kaybetmesi ve yaşam maliyetlerinin her geçen ay katlanarak artması. Seramik bölümünde bölümbaşı olan ve grev boyunca işçileri temsil etmek üzere seçilen komitede yer alan Cihad Mahmud El-Ferec, bu durumu şöyle özetledi: “3 ay önce maaşım 200 dolara denk geliyordu, bugün ise sadece 130 dolar. Tüccarların ve fabrika sahiplerinin tüm işlemleri dolar üzerinden dönüyor, ancak işçi maaşlarını Suriye lirası olarak sabitlemiş durumdalar. Olan her halükarda işçiye oluyor. Kendine bir gelecek kurmak ve aile geçindirmek isteyen bir gence 1-2 ya da 3 milyon lira nasıl yetsin?”

Fırın bölümünde çalışan ve 23 yıldır burada olduğunu belirten Halid Mahmud ise, “Haftada 6 gün, günde 8 saat çalışıyorum ve maaşım 3 milyon lirayı geçmiyor. Maaşlarımız çok kötü. Taleplerimiz çok büyük değil; sadece bize yetecek ve dolar karşısında değeri sabit kalacak bir maaş istiyoruz” dedi.

İşçiler greve başlarken aylık 100 dolar karşılığı bir zam talep etmiş, müzakereler sonucunda bu miktarı 1 milyon Suriye lirası olarak kabul ettiklerini dile getirdi. Ancak yönetimden sadece 500 bin liralık bir zam sözü geldi ve işçiler bunu reddetti. Bölüm Şefi Gazvan El-Zeyn bu duruma ilişkin, “Pahalılık artık katlanılamaz boyutta. Suriye’de bir işçi ailesini geçindirmek için iki, hatta üç vardiya çalışıyor. Bu ülkede sadece tüccarlar mı yaşıyor? Ülke hepimizin; tüccarın da, işçinin de, çiftçinin de. Biz sadece insanca yaşamak istiyoruz, tehlikeli bir şey talep etmiyoruz. Bugünlerde Suriye parasının durumunu herkes biliyor. Biz dolarla maaş almak istemiyoruz; maaşımızın dolara endekslenmesini ve ödemenin Suriye lirası olarak yapılmasını talep ediyoruz” sözlerini kullandı.

İdari personelin bile sıcaktan girmediği ‘disiplin bölüğü’

Maaş artışının yanı sıra, Zenobia işçilerinin iş koşullarının iyileştirilmesine yönelik de pek çok talebi var. Yapılan işlerin son derece yorucu ve bazılarının tehlikeli olduğunu belirten işçiler, “Bu sert ve acımasız koşullara rağmen onur kırıcı ve ilgisiz bir muamele ile karşı karşıya kaldıklarını”, astım, göğüs hastalıkları, sırt ve göz ağrılarından muzdarip olduklarını dile getiriyor.

İşçilerin en acil talepleri arasında fabrika içinde sağlık hizmetinin sağlanması, iş kazası durumunda tedavi masraflarının sosyal sigortaya bırakılmadan şirket tarafından karşılanması, ambulans bulundurulması, iş kazası yaşandığında tedavi için fabrika dışına çıkmadan önce yönetimin onay imzası gibi bürokratik engellerin kaldırılması ve işçi sağlığı ve güvenliği ekipmanlarının temin edilmesi yer alıyor.

İşçiler özellikle döküm ve vitrifiye bölümlerinin çok ağır şartlar altında olduğunu vurguluyor. Vitrifiye bölümü için “disiplin bölüğü” ifadesini kullanan işçiler, bölümün aşırı yüksek sıcaklıkta çalışmayı gerektirdiğini ve yönetimin, hata yapan ya da cezalandırmak istediği işçileri buraya “sürdüğünü”, idari personelin bile sıcaklıktan ötürü bu bölüme girmeye cesaret edemediğini ifade ediyor.

Fabrika yönetimi: ‘Beğenmeyen gitsin’

Devam eden grev, Zenobia işçilerinin haklarını almak için başvurduğu ilk grev değil. Geçmişteki bazı grevler birkaç gün, bazen de bir hafta veya daha uzun sürmüş. Ancak bugünkü eylem, şimdiye kadarki en geniş kapsamlı ve en organize olanı. İşçiler, kendilerini temsil etmesi ve adlarına müzakereleri yürütmesi için oy birliği ile beş kişilik bir komite seçti.

İşçilerin dikkat çektiği çarpıcı bir nokta ise, Esad rejiminin yıkılmasından önce yapılan bazı grevlerin, fabrika yönetiminin işçileri “baltacı ve yasa dışı unsurlar” olarak suçlaması ve eylemi bastırmak için güvenlik birimlerinden yardım istemesiyle sonuçlanmış olması. Komite üyelerinden Abdurrahman Halave süreci şöyle anlatıyor: “Son grevimizden on gün önce yönetime taleplerimizi ve gerekçelerimizi içeren resmi bir yazı sunduk. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen zamların aynısını talep ettik ve olumlu bir yanıt bekliyorduk. Ancak yanıt oldukça sert ve kırıcı oldu. Bize zam alamayacağımızı bildirdiler ve sözlü olarak ‘Beğenmeyen gitsin’ dediler. Fitili ateşleyen şey bu oldu.”

Halave, “Madar Deterjan” Fabrikası işçilerinin de muhtemelen kendilerinden cesaret alarak grev kararı aldığını, ancak iki grup arasında herhangi bir ön koordinasyon bulunmadığını ekliyor. Yine de bazı işçiler, çalışma ve yaşam koşulları genel olarak kötü durumda olan tüm işçilerin ortak bir duruş sergilemesini temenni ediyor.

İşçilere fabrikayı kapatma tehdidi

Zenobia Genel Müdürü Halid Kaplan ise yönetimin işçilerin geçim sıkıntısını anlayışla karşıladığını ve nitekim kararnameye uyarak asgari ücreti yükselttiğini, her işçiye aylık 500 bin Suriye lirası zam yapılmasını kabul ettiğini ancak bunun ötesinde bir mali yükü kaldırmalarının mümkün olmadığını belirtti.

Kaplan ayrıca şirketin işçilere; sigorta kaydı, Kisve bölgesindeki özel bir anlaşmalı doktorda tedavi imkanı, fabrika içi ilkyardım, tıbbi faturaların Sağlık Bakanlığı tarifesine göre ödenmesi ve resmi tatil ile izinlerin verilmesi gibi haklar sunduğunu savunuyor. Kaplan, “Biz işçilerle çatışma içinde değiliz, onlar bizim evlatlarımız. Orta yolu bulmaya çalışıyoruz ancak grev bu şekilde devam ederse işi tamamen durdurmak zorunda kalabiliriz” dedi.

‘Artık boş vaatler ve geçici narkozlar istemiyoruz’

İşçiler taleplerine net ve somut bir yanıt alana kadar greve devam etmekte kararlı olduklarını vurguluyor. Cihad El-Ferec durumu şöyle özetliyor: “Kararlıyız; onlar dozu artırırsa biz de yasal sınırlar dahilinde dozu artırırız. Sesimizi medyaya ve ilgili tüm mercilere ulaştırıyoruz. Bu bizim çocuklarımızın rızkı, ekmeği ve emeğidir; bizimle bunun üzerinden savaşamazlar.”

Bir diğer işçi ise, “Maalesef bugün işverene olan güvenimizi tamamen kaybettik. Biz artık boş vaatler ve geçici narkozlar istemiyoruz, gerçek adımlar bekliyoruz. Grev yaptığımız için mutlu değiliz ama bu bizim için kalan son çare. Eğer rahat olsaydık işi bırakmayı düşünmezdik.”

İşçiler, bir süre önce benzer taleplerle yine grev yaptıklarını, o dönem üretimi artırmaları karşılığında sözler aldıklarını, büyük bir çaba sarf ederek üretimi gerçekten artırdıklarını ancak verilen sözlerin kağıt üzerinde kaldığını hatırlatıyorlar.

Abdurrahman Halave, bir sonraki aşamada eylemi büyüterek “Cumhurbaşkanlığı sarayına çıkıp durumlarını doğrudan cumhurbaşkanına anlatmayı” düşündüklerini ifade ediyor.

Zenobia şirketine yaklaşık yedi ay önce katılan Basil adındaki bir işçi ise, günlük yevmiyesinin 50 bin Suriye lirası olduğunu ve bunun 5 kişilik ailesinin geçimine yetmediğini söyleyerek, “Yedi ay öncesinden bugüne yaşam maliyetleri çok değişti. Fabrika sahibi odasına kapanıp kapıları yüzümüze kapatmaktan vazgeçmeli ve bizi dinlemeli. Biz sadece hakkımızı istiyoruz. Eğer üzerimizde baskı kurabileceğini düşünüyorsa bilsin ki biz bunu kabul etmeyiz”

Kaynağa Git

İlgili Haberler