Ana içeriğe geç

İsrail'in iddiaları tek tek çürütüldü

İsrail , 7 Ekim’den bu yana sürdürdüğü soykırımı aklamak için yeni bir algı oyunu başlattı. Gazze’de Hamas bahanesiyle çocukları ve kadınları katleden İsrail, BM'nin taraflı rapor hazırladığını ve bilgiyi manipüle ettiğini öne sürdü. İsrail'in ortaya attığı iddialar tek tek çürütüldü.

İsrail'in iddiaları tek tek çürütüldü
Odatv
16

İsrail, Gazze’de yıllardır yürüttüğü soykırımın ağır yükünü üstünden atmak için yansıtma propagandasına girişti. Tüm dünyanın gözü önünde sivilleri hedef alan İsrail, Birleşmiş Milletler’in (BM) Gazze’deki gerçekleri çarpıttığını öne sürdü.

The Lies of Israel, İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı’nın hazırladığı raporun arka planındaki kurumsal çelişkileri tek tek deşifre etti. İsrail’in dijital kampanya platformlarında ve resmi raporlarında BM’ye yönelik öne sürdüğü temel iddialar, yine İsrail devletinin kendi kaynakları ile Türkçe, İngilizce İbranice, Arapça ve Farsça olmak üzere beş dilde çürütüldü.

O YALAN, SIZAN GİZLİ IDF BELGELERİYLE ÇÜRÜTÜLDÜ

Raporda yer alan "İsrail ordusunun sivilleri hedef almadığı ve sivil kayıpları en aza indirmek için modern askerî tarihte benzeri görülmemiş adımlar attığı" yönündeki propaganda tezi, bizzat İsrail içinden sızan askerî istatistiklerle çöktü. Uluslararası basına yansıyan ve İsrail ordusunun gizli istihbarat veri tabanına dayanan raporlara göre, operasyonlarda hayatını kaybedenlerin yaklaşık yüzde 80'inden fazlasının muharip olmayan siviller olduğu bizzat askerî kayıtlarca biliniyor.

Askerî uzmanlar ve bağımsız gözlemci kuruluşlar, İsrail'in nüfus yoğunluğu en yüksek sivil yerleşim yerlerinde tonluk güdümsüz bombalar kullanmasının "sivil kaybını azaltma" iddiasıyla tamamen çeliştiğini vurguluyor. Nitekim BM ve uluslararası insani yardım kuruluşlarının güncel saha dokümanları, Gazze’deki toplam can kaybının yüzde 60'a yakınını doğrudan kadın, çocuk ve yaşlıların oluşturduğunu; bu oranın modern kent savaşları tarihindeki en yüksek sivil asimetrisi olduğunu ortaya koyuyor.

VERİ AKLAMA İDDİASI COGAT SİSTEMİNE TAKILDI

İsrail Diaspora Bakanlığı'nın raporda en çok öne çıkardığı, "BM Gazze'deki can kayıplarını Hamas'tan
doğrudan alarak 'veri aklama' (Data-Laundering) yapıyor" yönündeki iddiasının somut saha
gerçekleriyle uyuşmadığı belgelendi. BM OCHA ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kayıt altına
alınan can kayıpları; rastgele sayılardan değil; isim, resmi kimlik numarası ve doğum tarihi üzerinden
tek tek doğrulanarak sisteme işleniyor.

Söz konusu veri tabanının temelini oluşturan Gazze nüfus ve sicil sistemi ise bizzat İsrail Savunma Bakanlığına bağlı COGAT (Topraklardaki Hükümet Faaliyetleri Koordinatörlüğü) kontrolünde ve onayında işletiliyor. İsrail ordusunun sahadaki operasyonlarında güvenilir kabul ederek kullandığı bu kimlik sistemi, sivil can kayıpları açıklandığında ise aynı yönetim tarafından "Hamas’ın uydurma propagandası" olarak nitelendiriliyor. Üstelik tıp dünyasının en saygın yayını The Lancet, HRW ve Amnesty gibi küresel otoritelerin metodolojik incelemeleri; geçmişteki tüm Gazze çatışmalarında (2008, 2014, 2021) BM verileri ile savaş sonrası gerçekleştirilen bağımsız adli inceleme sonuçlarının yüzde 95 oranında birebir eşleştiğini tescilliyor

KENDİ İLAN ETTİĞİ 'GÜVENİLMEZ' VERİLERİ KANIT YAPTILAR

Diaspora Bakanlığı’nın uluslararası kamuoyunu yönlendirmek amacıyla hazırladığı "güvenilmez BM verileri" tezini çürüten en büyük hamle, bizzat İsrail’in kendi Adalet Bakanlığı ve hukuk heyetinden geldi. İsrail Devleti, Uluslararası Adalet Divanı’ndaki (UAD) soykırım davasında kendi tezlerini savunmak, bölgedeki lojistik haritaları ve insani durumu kanıtlamak üzere mahkeme heyetine sunduğu resmi dokümanlarda, diğer bakanlığının itham ettiğinin aksine BM OCHA ve DSÖ’nün saha raporlarını resmi kanıt olarak sundu. Bu durum, İsrail devlet kurumlarının uluslararası arenada sergilediği metodolojik tutarsızlığı ve kurumsal çelişkiyi net bir şekilde gözler önüne serdi.

'SUNİ KITLIK' DEDİLER, BAĞIMSIZ KURULUŞLARA YAKALANDILAR

İsrail’in "Gazze'de kıtlık yoktur, BM siyasi amaçlarla suni kıtlık anlatısı üretiyor" iddiası da küresel bir duvara çarptı. Gazze’deki açlık seviyesi BM'nin tek taraflı yorumlarına değil; aralarında Oxfam, Save the Children ve uluslararası gıda enstitülerinin bulunduğu 19 bağımsız kuruluştan oluşan küresel konsorsiyum IPC (Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması) verilerine dayanıyor. Bağımsız raporlar, İsrail'in ablukası nedeniyle bölgede açlığın doğrudan bir savaş silahı olarak kullanıldığını resmen belgeliyor.

'TIRLAR DENETLENMİYOR' YALANINI KENDİ ORDUSU ÇÜRÜTTÜ

Bakanlığın "Gazze'ye giren tırlar denetlenmiyor, Hamas bölgeye mühimmat sokuyor" şeklindeki
açıklaması, sınır kapılarındaki askerî gerçeklikle tamamen alay ediyor. Gazze Şeridi'ne giren her tekil
insani yardım tırı, Kerem Ebu Salim gibi sınır kapılarında bizzat İsrail ordusunun denetim noktalarından
geçmekte, X-ray taramalarından ve çok sıkı fiziki aramalardan geçirilerek içeri alınmaktadır. ABD Merkez
Komutanlığı (CENTCOM) raporları da lojistik denetimin tamamen İsrail askeri makamlarının elinde
olduğunu doğruluyor.

'UNRWA’YA SIZILDI' İDDİASI TARAFSIZ SORUŞTURMADA ERİDİ

Raporda en çok işlenen "UNRWA, Hamas tarafından tamamen sızılmış terörist bir kurumdur" iddiasını
araştırmak üzere, Fransa eski Dışişleri Bakanı Catherine Colonna başkanlığında tarafsız bir uluslararası
komisyon kuruldu. İsveç, Norveç ve Danimarka merkezli bağımsız araştırma kurumlarının katılımıyla
yürütülen geniş çaplı inceleme sonucunda, İsrail'in bu iddiaları destekleyecek hiçbir somut istihbari
kanıtı uluslararası heyete sunamadığı kurumsal olarak tescillendi.

'HAMAS BARİKAT KURDU' DEDİLER, UYDU GÖRÜNTÜLERİNDEN KENDİLERİ ÇIKTI

İsrail resmî hesaplarının "Hamas sivillerin tahliyesini engellemek için Selahaddin Eyyubi Caddesi'ne
kontrol noktaları kurdu" iddiası, siber istihbarat uzmanlarına yakalandı. Bellingcat gibi bağımsız açık
kaynak istihbarat (OSINT) toplulukları, coğrafi doğrulama uzmanları ve Euro-Med Monitor saha
gözlemcileri uydu görüntülerini inceledi. Teknik coğrafi analizler, söz konusu yolu kapatan bariyerlerin
Hamas'a değil, bizzat bölgeyi kuşatan İsrail ordusuna ait askeri kontrol noktaları olduğunu dünyaya
kanıtladı.

'ÇOCUK ÖLÜMLERİNİ ABARTIYORLAR' SUÇLAMASINA YANIT

İsrail’in, BM yetkililerini "dünyanın en kötü insani felaketi" diyerek sansasyonellik ve abartı yapmakla
suçlaması, tamamen bağımsız tıp ve insani yardım örgütlerinin verileriyle boşa çıktı. Sınır Tanımayan
Doktorlar (MSF) ve Save the Children gibi yapılar; çocuk ölümleri, ampute edilen uzuvlar ve sivil altyapı
yıkım oranlarının modern tarihin tüm krizlerini (Ukrayna, Suriye, Yemen dahil) geride bıraktığını somut
saha verileriyle arşivledi.

'KARARGÂH' İDDİASI KANITLANAMADI

İsrail, BM'yi Şifa ve Nasır gibi hastanelerin vurulmasını raporlarken "Hamas'ın buraları askeri üs olarak
kullandığı bağlamını gizlemekle" suçladı. Ancak İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Uluslararası Af
Örgütü ve bağımsız tıbbi gözlem heyetleri bu sağlık tesislerini yerinde inceledi. Hastanelerin tamamen
işlevsiz bırakılmasını, yoğun bakım ünitelerinin bombalanmasını haklı çıkaracak hiçbir sistemik askeri
kanıt bulunamadığı raporlandı.

BM RAPORLARINDA REHİNELER İÇİN 'SAVAŞ SUÇU' TESCİLİ

Bakanlığın "BM ajansları İsrailli rehineleri tamamen görmezden geliyor" iddiasının da tamamen asılsız
olduğu ortaya çıktı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi
(ICRC), yayınladıkları tüm resmi durumlarda rehinelerin derhal serbest bırakılması çağrısını yineledi,
Hamas'ın sivil rehin tutmasını raporlarında resmi olarak "savaş suçu" ilan etti.

DİJİTAL MANİPÜLASYONLAR DEŞİFRE OLDU

"BM, Al-Ahli Hastanesi patlamasında İsrail'i haksız yere suçladı" iddiası, adli mimari uzmanlarının siber
incelemesine takıldı. Forensic Architecture ve HRW patlama kraterini incelerken, İletişim Başkanlığı
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ise İsrail’in resmi devlet hesaplarından paylaştığı radar ve video
görüntülerinin küresel kamuoyunu aldatmak amacıyla kasıtlı olarak kırpıldığını ve ters çevrildiğini ham
görüntülerle ispatladı.

Kriminal incelemeler, hastaneyi yıkan mühimmatın bölgedeki grupların elindeki roketlerle değil, İsrail hava kuvvetleri envanterindeki yüksek tahrip gücüne sahip mühimmat modelleriyle örtüştüğünü ortaya koydu. Ayrıca, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Dijital Medya Sorumlusu Hananya Naftali'nin katliamın hemen ardından sosyal medyada paylaştığı "İsrail Hava Kuvvetleri, Gazze'deki bir hastaneyi vurdu" itirafı ve saniyeler içinde bu paylaşımı silmesi resmi kurumsal dökümanlarla arşivlendi

KEYFİ KOTALAR VE ASKERİ SALDIRILAR

Raporda yer alan "BM, Hamas'ın yardım tırlarını yağmaladığını gizliyor" tezi de sahada lojistik dağıtım
yapan bağımsız insani yardım kuruluşları tarafından çürütüldü. Oxfam ve HRW, bölgedeki açlık ve
dağıtım krizinin kök sebebinin Hamas'ın sistemik bir yağması değil; İsrail'in tır geçişlerine uyguladığı
keyfi kota, sınırda aylarca bekletilen malzemeler ve yardım konvoylarının bizzat İsrail ordusa tarafından
hedef alınması olduğunu belgeledi. DMM ise İsrail'in "yağma" diye yaydığı videoların, aslında aç kalan
çaresiz sivillerin tırlara hücum ettiği anlara ait olduğunu ve algı operasyonu amacıyla bağlamından
koparıldığını teknik incelemeleriyle kanıtladı.

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler