Modaevlerinin en büyük yatırımları uzun yıllar boyunca yeni mağazalar açmak, üretim kapasitesini artırmak ya da dünyanın en prestijli alışveriş caddelerinde yer edinmekti. Son yıllarda bu listeye beklenmedik bir başlık daha eklendi: Bahçeler. Chanel kamelya yetiştiriyor, Dior gül bahçeleri kuruyor, güzellik markaları ise çiçek tarlalarına yatırım yapıyor. Çünkü bugün lüks dünyasında yalnızca ürünü tasarlamak yetmiyor. O üründe kullanılan çiçeğin, bitkinin ya da hammaddenin hikâyesi de en az tasarım kadar değer taşıyor.
Chanel için kamelya bir çiçekten fazlası
Kamelya, Gabrielle Chanel'in en sevdiği çiçekti. Kokusuzdu, gösterişten uzaktı ama kusursuz simetrisi ve sadeliğiyle Chanel estetiğinin en güçlü sembollerinden biri haline geldi. Bugün haute couture koleksiyonlarından mücevherlere, saatlerden kozmetik ürünlerine kadar markanın hemen her alanında karşımıza çıkmasının nedeni de bu. Ancak Chanel'in kamelyayla ilişkisi yıllar önce bambaşka bir boyuta taşındı. Marka, 1998 yılında, Fransa'nın güneybatısındaki Gaujacq köyünde dünyanın en önemli kamelya uzmanlarından Jean Thoby ile çalışmaya başladı. Amaç sadece çiçek yetiştirmek değildi. Farklı kamelya türlerini korumak, genetik çeşitliliği kayıt altına almak ve bitkinin kozmetikte kullanılabilecek özelliklerini araştırmaktı. Bugün burada 2 binden fazla kamelya çeşidinin bulunduğu bir botanik bahçesiyle Chanel'in "Open Sky Laboratory" adını verdiği açık hava araştırma alanı yan yana çalışıyor. 2009'dan bu yana Camellia japonica 'Alba Plena' çeşidi Chanel'in cilt bakım serilerinin temel bitkilerinden biri haline geldi. Chanel için kamelya artık sadece bir sembol değil. Üzerinde bilimsel araştırma yapılan, geleceğe taşınan yaşayan bir marka mirası.

Dior'un en değerli atölyesi bir gül bahçesi
Christian Dior için çiçek hiçbir zaman yalnızca bir desen olmadı. Çocukluğunu geçirdiği Granville'deki evin bahçeleri, tasarım anlayışını şekillendiren ilk yerlerden biriydi. Güller, zambaklar ve mevsim çiçekleri yıllar içinde hem haute couture koleksiyonlarına hem de parfümlerine yansıdı. Bugün Dior'un dünyanın farklı bölgelerinde kurduğu bahçeler de, bu bağı canlı tutan en önemli yatırımlar arasında yer alıyor. Parfums Christian Dior'un bugün Fransa'dan İtalya'ya, Madagaskar'dan Hindistan'a uzanan 42 özel bahçesi ve partner bahçesi var. Grasse'da centifolia gülleri ve grandiflorum yasemini, Toskana'da Iris Florentina, Normandiya'da Rose de Granville... Her biri belirli bir ürün grubunun hammaddesini oluşturuyor. Marka bu bahçelerde rejeneratif tarım, organik üretim ve biyolojik çeşitliliği korumaya yönelik uzun vadeli programlar yürütüyor. Dior için bahçe artık yalnızca üretim alanı değil, markanın hafızasının başladığı yer.
Peki modaevleri neden milyonlarca euroluk yatırımı bahçelere yapıyor? Bunun birkaç nedeni var. İlki kalite. Parfümde kullanılan bir gülün kokusu, yetiştiği toprağa, aldığı güneşe ve hasat edildiği ana göre değişebiliyor. Aynı durum yasemin, iris ve diğer aromatik bitkiler için de geçerli. Kendi bahçesine sahip olmak, markaya bu sürecin her aşamasını kontrol etme imkânı veriyor. İkinci neden iklim krizi. Son yıllarda kuraklık, düzensiz yağışlar ve yükselen sıcaklıklar, parfüm endüstrisinin kullandığı birçok bitkiyi doğrudan etkiliyor. Bugün bahçelere yapılan yatırım, yalnızca bu yılın hasadını değil, on yıl sonrasının üretimini de güvence altına almak anlamına geliyor. Üçüncü neden ise marka kimliği. Bir parfümün hangi bahçeden gelen güllerle üretildiği, bir kremde kullanılan kamelyanın nasıl yetiştirildiği ya da yaseminin kim tarafından toplandığı da markanın anlatısının bir parçasına dönüşüyor.

Güzelliğin peşindeki bahçeler
Lancôme Domaine de la Rose
Lancôme, 2020'de Grasse yakınlarında Domaine de la Rose adlı yaklaşık yedi hektarlık araziyi satın aldı. Organik olarak yetiştirilen centifolia gülleri, iris, lavanta ve farklı aromatik bitkiler burada üretiliyor. Burası yalnızca hammadde kaynağı değil; aynı zamanda ziyaretçilerin kabul edildiği, markanın botanik vizyonunu anlattığı bir merkez.

Guerlain Arılar Olmadan Parfüm de Yok
Guerlain'in simgesi arı. Marka yıllardır Guerlain for Bees programıyla arı popülasyonunu korumaya yönelik projeler yürütüyor, arıcılık eğitimleri, bilimsel araştırmalar ve biyolojik çeşitliliği destekleyen çalışmalar finanse ediyor. Çünkü arılar olmadan ne lavanta ne yasemin ne de gül aynı verimle üretilebiliyor. Lüksün geleceği bazen küçük bir arının kanatlarında taşınıyor.
Louis Vuitton Grasse'da Koku Atölyesi
Louis Vuitton, 2016 yılında Grasse'da Les Fontaines Parfumées adlı parfüm yaratım merkezini açtı. Jacques Cavallier Belletrud'un yönettiği bu merkez, yalnızca yeni kokuların geliştirildiği bir laboratuvar değil; aynı zamanda Grasse'ın yüzyıllardır süren çiçek yetiştiriciliği geleneğini yaşatan önemli adreslerden biri.