İsrail merkezli Maariv gazetesi, bu hafta Ankara'da düzenlenen 36. NATO zirvesinin ittifak tarihinde ilklere imza attığını bildirdi. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kuzey Atlantik İttifakı'ndaki kritik dönüşümden yararlandığı, gösterişli ve zamanlaması iyi ayarlanmış bir güç gösterisiyle ittifakta tüm dikkatleri üzerine topladığı ifade edildi.
Toplantıda NATO liderlerinin, Batı savunma mimarisinin temel zorluklarına değindiği, NATO'nun siber tehditlere, enerji güvenliği krizlerine ve yapay zekâ tabanlı savaş sistemlerine uyum sağlaması gerektiğinin altını çizdiği dile getirilen haberde Başkan Erdoğan'ın böyle bir tabloda, Ankara'yı sadece bir ortak olarak değil, "gerekli bir merkezi eksen" olarak konumlandırdığı aktarıldı.
Türkiye'nin NATO'nun ikinci büyük ordusu, baskın bir savunma sanayisi ve Karadeniz, Kafkaslar ve Orta Doğu'ya hakim jeostratejik konumu gibi başlıklarla ittifakın istikrarı için hayati bir dayanak noktası ve dengeleyici bir güç olarak kendini konumlandırdığı ifade edildi.
TÜRKİYE'NİN SAVUNMA SANAYİ GÜCÜ ARTIYOR
Aynı zamanda Ankara'nın, Avrupa'daki silahlanma yarışından yararlanarak savunma sektörünü önemli bir büyüme motoru haline getirdiği, Ukrayna savaşından alınan dersler doğrultusunda insansız hava araçları ve siber yeteneklere yapılan yatırımların, Türkiye'nin ittifaktaki ağırlığını daha da güçlendirdiği aktarıldı. Savunma ihracatının Avrupa ve ABD'ye dört kat artmasının ardından Türkiye'nin 2026'da NATO'ya yaklaşık 355 milyon dolar ve 2030'da 730 milyon dolardan fazla katkıda bulunmasının beklendiği vurgulandı.
Ankara'nın zirveyi Türkiye'nin doğu ve güneyden gelen benzersiz zorluklara dikkat çekmek ve Avrupa ve transatlantik güvenliğine yaptığı kritik katkıyı vurgulamak için kullandığı ifade edildi.
Haberde, Washington ile ilişkilerin iyileştirilmesinin F-35 uçaklarının satışına ilişkin kısıtlamaların kaldırılması ve Amerika'nın enerji ve altyapı yatırımlarının derinleştirilmesi de dahil olmak üzere, Türkiye'yi transatlantik güvenliğin hayati bir ekseni olarak güçlendireceği aktarıldı.
"ÇOKLU KRİZLER KARŞISINDA MERKEZİ BİR SÜTUN"
Washington'ın kaynaklarını Pekin ile rekabete odakladığı bu gerçeklikte, Türkiye'nin kendisini Asya, Kafkasya ve Orta Doğu'dan gelen tehditler ve çoklu krizler karşısında merkezi bir sütun ve istikrarlı bir faktör olarak konumlandırdığının altı çizildi.
Ankara'daki NATO zirvesi ve Türk savunma sanayisinin güçlenmesinin, İsrail için çok boyutlu stratejik bir meydan okuma oluşturduğu ifade edilen haberde, Türkiye'nin ittifakta ev sahibi ve gündem belirleyici olarak güçlenen konumunun, İsrail'i kenara ittiği belirtildi.
Bu gerçeklikte, İsrail'in bir paradigma değişikliğine ve proaktif ve pragmatik bir stratejinin oluşturulmasına ihtiyacı olduğunun altı çizilen haberde bunun, dost Avrupa ülkeleriyle ikili bağları derinleştirmek, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Amerika Birleşik Devletleri ile işbirliğini güçlendirmek ve Türkiye'yi bypass eden ticaret ve enerji kanalları geliştirmek ile sağlanabileceği dile getirildi.
