Ana içeriğe geç

Ege'nin sanayide 3 büyüğü Star, Tüpraş ve Petkim oldu

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) 2025 yılı üretimden satışlar kriterine göre üyeleri arasındaki en büyük kuruluşların listesini açıkladı. Listenin zirvesinde bu yıl da Star Rafinerisi Aliağa Şubesi ilk sırada yer alırken, onu Tüpraş İzmir Rafinerisi ve Petkim takip etti. Listenin ilk 10 basamağındaki diğer firmalar da İzmir Demir Çelik, Philip Morris, JTI, Abalıoğlu Yağ, Abalıoğlu Lezita, Kardemir Çelik ve Kocaer Çelik oldu.

Ege'nin sanayide 3 büyüğü Star, Tüpraş ve Petkim oldu
Ekonomim.com
16

AHMET USMAN / İZMİR

Ankete göre, Ege’nin en büyük 100 sanayi şirketinden 66’sı kar bildirdi. Bu rakam geçen yıl 64 idi. Ar-Ge çalışması yapan firma sayısı da 55’ten 56’ya yükseldi. Listeye giren yabancı sermayeli şirket sayısı 25’ten 22’ye gerilerken, ihracat yapan firma sayısı da 92’den 90’a düştü. Üretimden satışlar ve net satışlarda; bir önceki yıla göre cari bazda %24’lük artış, reelde %1 azalış gerçekleşirken, bu oran 2024 yılındaki artışın da 8 puan gerisinde kaldı. 2023 yılından bu yana da reel ve dolar bazında gerileme kaydedildi. Borçlar cari, reel ve dolar bazlı artarken, özkaynaklar geriledi. 100 büyük firmanın çalışan ücretleri yüzde 57.7, kira giderleri yüzde 63.4, faiz giderleri yüzde 26.1 artarak, dolar kuru artışının çok üstünde gerçekleşti.

Ege'nin sanayide 3 büyüğü Star, Tüpraş ve Petkim oldu - Resim : 1

Yorgancılar: Ekonomi tek ayağı kırık bir masa haline geldi

EBSO yönetim kurulu üyeleri ile birlikte yaptığı basın toplantısında anket sonuçlarını değerlendiren Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, son 3 yıldır sanayicilerin karlılıklarının düştüğü ve finansal yüklerinin arttığına dikkat çekerek, bu dönemde takip edilen program kağıt üstünde tam olsa dahi, istikrar, öngörülebilirlik ve güven eksikliğinin ekonomiyi tek ayağı kırık bir masa haline getirdiğini ifade etti.

Bir ayağı kırık masada yemek yemenin zor olduğuna dikkat çeken Yorgancılar, “Bizim bir tek isteğimiz var, öngörülebilirlik. Son 3 yıldır maliyetlerin kur ve enflasyonun çok üstünde artması, değerli TL, iç ve dış talepteki zayıflama, dezenflasyon politikaları, 100 büyük firmanın reel ve dolar bazında satışlarını geriletirken, net kârlarını ciddi oranda azalttı. Yüksek faiz ve düşük kur ekseninde enflasyonla mücadele süreci uzadıkça sanayinin kırılganlığı artarak devam etti. Cari olarak üretimden satışlar artarken, zarar da arttı. Yani, üretici ihracatçılarımızın müşteri kaybetmemek için zararına satışa razı oldukları teyit edildi. Reel olarak ise satışlar %1 azalırken, zarar %7 yükseldi. Kârlılık oranları %1 ile pozitif sınırında kaldı, istihdam %6,7 geriledi” diye konuştu.

“Finansman giderlerinin faaliyet karına oranı yüzde 73’e çıktı”

Uygulanan sıkı para politikası ile 100 büyük firmanın finansman giderleri %37 oranında artarken, faaliyet kârlarının %18 azaldığını vurgulayan Yorgancılar, “Sonuçta da, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı son 3 yılın en yüksek seviyesi olan %73,3’e çıktı. Yani, yatırımlar için kullanılması gereken faaliyet karı, finansman giderleri için tahsis edildi. Merkez Bankası verilerine göre 2025 yılında ortalama ticari kredi faiz oranlarının %57,6 olması da gösteriyor ki; diğer tüm koşullar eşit olsa bile yabancı rakiplerle rekabet edebilmek mümkün değil” dedi.

“TL kredisi bulamayan, dövize koştu, risk büyüdü”

Her sektörde nakit akış sorunu yoğun şekilde yaşanırken, firmaların döviz riskini yönetmede, özellikle son 2 yıldır başarısız bir performans gösterdiklerine dikkat çeken Yorgancılar, “Bu gelişmede ulusal ve küresel düzeyde yaşanan ekonominin dışındaki gelişmelerin de etkili olduğu söylenebilir. Mevcut ve yakın dönemde; kredi faizlerinde gerileme ve finansal koşullarda normalleşme olasılığı düşük. Bu ortamda bankaların da iş ortağına dönüşmesi lazım. Aksi halde, kârlı bankacılık zarar eden reel sektör fotoğrafı derinleşecek. Bankalarda çok para var ama sınırlamalar nedeniyle bunu halka ve sanayicilere kredi olarak veremiyorlar. Aksi halde Merkez Bankası tarafından ceza uygulanıyor. Şu an kredi faiz oranları yüzde 55-56 civarında. Bu düzeylerde sanayicilerin TL kredisi kullanmaları söz konusu değil. Bu durumda iş dünyası döviz kredilerine yöneliyor. 2025 sonunda özel sektörün döviz borcu 298 milyar dolara yükseldi. Bu da başka bir riski ortaya koyuyor. Şu an yüzde 30 devalüasyon olsa bu borç 390 milyar dolara çıkar. 2001 krizinde bunu yaşadık. Kur artışı zamanında yapılırsa herkes hesabını kitabını ona göre yapar” görüşmelerini ifade etti.

2026 ilk çeyrek büyüme verilerinin de sanayi ve ihracatta daralma eğilimini teyit ettiğini hatırlatan Ender Yorgancılar, “Devam eden bu durum, firmalarımızın iyileştiremediği finansal koşulları kadar, makro ekonomik iklimin reel sektör aleyhine olmasıyla doğrudan ilgili. Stagflasyon riski masada iken, ivedilikle, reel sektörün rekabet gücünü destekleyen, dünyadaki dönüşüme uyumlu, yerli üretimi teşvik eden yeni bir stratejik programa, sanayi ve ihracat referanslı büyüme modeline geçilmesi kaçınılmaz” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler