Ana içeriğe geç

Taşıma suyla değirmen dönmez

Kuraklık riski altındaki İstanbul’da su havzalarında yapılaşma endişe yaratıyor. Çevre Mühendisleri Odası’ndan Ayçiçek, “Melen yapılsa bile kentin ihtiyacını karşılayamaz. Sazlıdere’nin yok edilmesi felaket getirir” dedi.

Taşıma suyla değirmen dönmez
Birgün
16

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Kübra Ayçiçek Kanal İstanbul projesiyle kentin çok önemli bir su havzasının yok edilmeye çalışıldığını hatırlattı.

Önceki gün açıklanan odanın raporunda da yer verilen su riskine dikkat çekerek sorularımızı yanıtladı;

Raporda İstanbul’daki ekolojik yıkıma dikkat çektiniz. Kapımızdaki en kritik tehlike sizce nedir?

Bu yıl İstanbul’daki su havzalarının akıbetine odaklandık. İstanbul’a su temin eden Sazlıdere ve Ömerli barajları yoğun yapılaşma baskısı altında. Yapılaşma, aynı zamanda kentin kontrolsüz büyümesi de demek. 2009 yılında kentin asla kuzeye doğru büyümemesi gerektiğine ilişkin rapor yayımlandı. Bunan aksine, İstanbul 15 yıldır tamamen kuzeye doğru büyüyor. Birkaç yılda bir yeni bir “mega proje” dalgasıyla kuzeyde yeni rotalar çiziliyor. İstanbul’un en önemli orman, su ve ekosistem varlığı kuzeyde. Buraya yönelen her hamle İstanbul’un canlılığını yitirmiş bir kente dönüşmesi demek.

Kanal İstanbul ve Sazlıdere Barajı ekseninde dönen tartışmalarda halkın göremediği ayrıntılar var mı?

Gözden kaçırıldıysa şunu belirtmekte yarar olabilir: Bugün Kanal İstanbul ve Yeni Şehir Rezerv Alanı projesi, bir kanal projesi olarak olmasa da bir gayrimenkul projesi olarak sürüyor. Projeye karşı açılan davalarda hukuki kazanımlar elde edilmiş olmasına rağmen sonuçlar sürekli değiştiriliyor. Sazlıdere bir su havzası ve bir su havzasında yapılaşma yasaktır. En azından, böyle olduğunu biliyorduk. Ancak hakkında verilen kararın ardından üç yıl geçtikten sonra öğrendik ki İstanbul’un yaşamsal bir kaynağı, İstanbulluya sorulmadan, kentin yerel yönetimine haber dahi verilmeden daha fazla inşaat, daha fazla kâr için bilimi, tekniği ve hukuku karşısına alarak bir imza ile devreden çıkarılmış.

Yetkililer su kaynaklarının yok edilmesini savunurken sürekli Melen projesini bir kurtarıcı gibi öne sürüyor. Sazlıdere gibi hayati bir barajın kaybını Melen gerçekten telafi edebilir mi?

Sazlıdere’nin kapisetesi yıllık 55 milyon m3. Melen Regülatörü’nün kapasitesi ise 650 milyon m3. Evet, “şimdilik” Sazlıdere’nin kaybolan suyunu Melen telafi edebilir. Ancak hemen hatırlatalım 90’lı yıllarda nüfus artışıyla birlikte gelen su sıkıntısı vardı. Istranca’dan gelen su ile barajlar bu dönemde yapıldı. Sazlıdere de öyle. O dönem kentin nüfusu 7 milyon civarındaydı. Bugün yaklaşık 16 milyon ve bu nüfusun çoğu Avrupa yakasında ve burası daha az su temin kapasitesine sahip. Bu durumda Melen’in tek başına su ihtiyacını karşılayabileceğini düşünmek yanılgı.

SU GÜVENLİĞİ DEĞİL RANT

İstanbul’un tüm su politikasını tek bir kaynağa, yani Melen’e endekslemek nasıl bir risk barındırıyor?

Kente sağlanan suyun % 80’inin Melen’den sağlanacağı bir plan yapıldı. Ancak, gövdesinde oluşan çatlaklar nedeniyle baraj hizmete açılamayınca su direkt Melen Çayı’ndan çekilmeye başlandı. Hem ihtiyaç duyulan miktarda su getirilemedi hem de maliyet yüksek oldu. Bununla birlikte İstanbul’daki barajlara yönelik tehdit de sürdü. Kabınızın dolması için musluğu açarken, öte yandan kabınızı deliyorsunuz. Kaptan su içeceklerin sayısı da kontrolsüzce artıyor. Durum bu. Türkiye’de su politikaları günü kurtarmak üzerine şekilleniyor ve su güvenliği değil rantın devamlılığı önemseniyor. Ayrıca, ülke genelindeki kuraklık riskinden Melen de azade değil. Bir su planlamasından bahsedilecekse bunun tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde, afet projeksiyonları da gözetilerek, havzalar arası bağ düşünülerek yapılması gerekir.

Sazlıdere tamamen kaybedildiğinde, bu yıkım zincirleme olarak İstanbul’a ve çevre bölgelere neleri kaybettirecek?

Bugün, İstanbul’un kuzeyinde, üst ölçekli kent planlamasına hiç de uygun olmayan bir biçimde, yeni kentler kuruluyor. Sazlıdere’nin kaybı İstanbul’daki büyük ekolojik yıkımın sadece bir göstergesi. Bu kayıpların Trakya’dan Marmara’ya büyük bir hattı etkilemesi kaçınılmaz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler