Yazı dizimizin ilk bölümünde Sichuan’ın genel görünümünü ve Çin’in kalkınma sürecindeki yerini ele almıştık. Aydınlık olarak katıldığımız Çin Uluslararası Basın İletişim Merkezi (CIPCC) programı kapsamında gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerin bu bölümünde ise Sichuan Eyaleti'nin tarihi mirasını, geleneksel üretim kültürünü ve teknolojik dönüşümünü daha da yakından inceliyoruz.

Çin’in güneybatısında yer alan Sichuan, yaklaşık 80 milyonluk nüfusu, gelişmiş sanayi kapasitesi ve zengin kültürel birikimiyle ülkenin en dikkat çekici bölgeleri arasında bulunuyor. Son yıllarda yüksek teknoloji yatırımları ve üretim gücüyle öne çıkan eyalet, aynı zamanda köklü tarihini ve geleneksel yaşam unsurlarını korumayı sürdürüyor.
ÇİN'İN DÖNÜŞÜMÜNE SAHADAN TANIKLIK ETTİK
Ziyaretimiz boyunca Langjiu İçki Tesisi’nden Kızıl Ordu’nun Chishui Nehri’ni dört kez geçtiği tarihi bölgelere, yüzyıllardır üretimin sürdüğü geleneksel soya sosu atölyelerinden Lizhuang Antik Kenti’ne kadar uzanan geniş bir yelpazede incelemelerde bulunduk. Yüksek teknoloji bölgesi ve burada faaliyet gösteren şirketleri ziyaret ederken, robot eğitim programları ve modern üretim uygulamalarını da yakından gözlemleme fırsatı elde ettik. Geleneksel erişte yapımından ileri teknoloji yatırımlarına uzanan bu gezi, Sichuan’ın geçmişi ile geleceğini aynı potada buluşturan dönüşümünü gözler önüne serdi.

CHISHUI KIYILARINDA GELENEKLE GELECEĞİN BULUŞTUĞU NOKTA: LANGJIU ESTATE
Sichuan gezimizin en dikkat çekici duraklarından biri olan Langjiu Estate, Chishui Nehri'nin kıyısında, dağlar ve vadiler arasında uzanan devasa bir üretim ve depolama kompleksi. Yaklaşık 10 kilometrekarelik bir alana yayılan tesis, Çin'in ünlü baijiu içkilerinden Langjiu'nun üretim merkezi olarak öne çıkıyor. Burada yalnızca üretim süreçlerini değil, binlerce yıllık geleneklerin modern teknolojiyle nasıl harmanlandığını da yakından görme fırsatı bulduk. Bölgenin doğal yapısı korunarak inşa edilen tesislerde, dağlar, kayalar ve ağaçlar mimarinin bir parçası haline getirilmiş. Chishui Nehri'ne karşı yükselen yapılar, doğayla uyumlu tasarımlarıyla dikkat çekiyor.

ÇİN'İN ÜNLÜ İÇKİSİNİN İZİNDEYİZ: BAIJU

Langjiu Estate'in en etkileyici bölümlerinden biri ise devasa depolama alanları oldu. Doğal mağaralarda ve özel saklama alanlarında yüz binlerce tonluk ürün muhafaza ediliyor. Rehberler, Chishui Nehri'nin iklim koşullarının ve bölgedeki doğal çevrenin içkinin karakteristik aromasının oluşmasında önemli rol oynadığını anlattı. Tesisi gezerken bir yandan üretim kültürünün köklü geçmişini dinlerken, diğer yandan çevre koruma anlayışının ve sürdürülebilir mimarinin nasıl uygulandığını gözlemledik. Langjiu Estate, yalnızca bir içki üretim merkezi değil; doğa, kültür ve endüstrinin bir araya geldiği etkileyici bir yaşam alanı olarak hafızamızda yer etti.

Tesiste yapılan tadım etkinliğinde Langjiu'nun farklı çeşitlerini deneme fırsatı bulduk. Kendine özgü aroması ve uzun süre damakta kalan yoğun lezzetiyle oldukça farklı bir deneyim sunan içkiler, geleneksel Çin içki kültürünün neden bu kadar köklü olduğunu anlamamızı sağladı.

ÇİN DEVRİMİNİN DÖNÜM NOKTASI: BİR NEHRİN ŞEKİLLENDİRDİĞİ TARİH

Sichuan ziyaretimiz boyunca beni en çok etkileyen ve özel ilgi duyduğum duraklardan biri, Çin İşçi ve Köylü Kızıl Ordusu'nun Uzun Yürüyüş sırasında Chishui Nehri'ni dört kez geçişini anlatan Taipingdu Sergi Salonu oldu. Chishui Nehri'ni uzun zamandır merak ediyor olmam da bu ziyareti benim için daha anlamlı hâle getirdi.

Kızıl Ordu'nun tarihi manevralarını gerçekleştirdiği Chishui Nehri'ne vardığımızda, yıllardır kitaplarda ve belgesellerde gördüğüm bir tarihin tam ortasında duruyormuş gibi hissettim. Bugün sakin bir görüntüye sahip olan nehir, 1935 yılında Çin devriminin kaderini etkileyen kritik kararların ve zorlu mücadelelerin yaşandığı bir sahneydi. Müzedeki belgeler ve döneme ait eserler, nehir kıyısında gördüklerimizle birleşince tarihin çok daha somut bir hale geldiğini hissettirdi.

FEDAKÂRLIĞIN BUGÜNKÜ ÇİN'E ETKİSİ
Sergide anlatılan hikâyeler, bugünkü Çin'in siyasi ve toplumsal hafızasında Uzun Yürüyüş'ün neden bu kadar merkezi bir yere sahip olduğunu anlamamı sağladı. Mao Zedong'un kaldığı konut, Kızıl Ordu karargâhları, saha hastaneleri ve döneme ait diğer mekânlar, devrim yıllarında verilen mücadelenin boyutunu ortaya koyuyor. Son derece ağır koşullar altında gerçekleştirilen bu yürüyüş ve Chishui Nehri geçişleri, Çinliler tarafından yalnızca bir askeri başarı olarak değil, fedakârlığın, dayanıklılığın ve bağımsızlık mücadelesinin sembolü olarak görülüyor. Bu nedenle Uzun Yürüyüş'ün hikâyesi bugün hâlâ okullarda öğretiliyor ve genç kuşaklara aktarılıyor.

PES ETMEME KÜLTÜRÜNÜN SEMBOLÜ
Müzeyi ve tarihi alanları gezerken dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri, bu olayların günümüz Çin toplumunun karakteriyle kurduğu bağ oldu. Rehberlerin anlatımında sık sık, Kızıl Ordu'nun son derece zor koşullarda dahi geri adım atmadan mücadele etmesi vurgulanıyordu. Çin'in bugün ekonomik kalkınmada, bilimde ve teknolojide ortaya koyduğu uzun vadeli hedeflerin arkasındaki kararlılık kültürünü anlamak için bu tarihsel mirasa bakmak gerekiyor. Chishui Nehri kıyılarında yaşananlar, Çinlilerin sıkça vurguladığı "zorluklar karşısında pes etmeme" anlayışının tarihsel kaynaklarından biri olarak görülüyor.

130 YILLIK SOYA SOSU GELENEĞİ
Hejiang ilçesindeki Xianshi Soya Sosu Üretim Bölgesi, Sichuan gezimizin en ilginç duraklarından biri oldu. 1893 yılına uzanan geçmişiyle bölge, Çin'in geleneksel fermantasyon kültürünü yaşatan önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Göz alabildiğine uzanan toprak küpler ve açık hava fermantasyon alanları, modern gıda sanayisinin ortasında adeta zamanda yolculuk hissi yaratıyor.

Yetkililer, üretimde hâlâ doğal güneş ışığı ve uzun süreli fermantasyon yöntemlerinin kullanıldığını anlatırken, yüz yılı aşkın bir geleneğin nasıl korunduğunu yerinde görme fırsatı buluyoruz.

GELENEKLE TEKNOLOJİYİ BULUŞTURAN ÜRETİM
Bölgede dikkat çeken bir diğer unsur ise geleneksel üretim anlayışının modern tarım ve teknoloji uygulamalarıyla desteklenmesi oldu. Chishui Nehri havzasında kurulan yeni üretim ve tarım alanlarında nesnelerin interneti (IoT), ürün izleme sistemleri ve dijital yönetim teknolojileri kullanılıyor. Bir yanda yüzlerce yıllık üretim kültürü yaşatılırken diğer yanda kırsal kalkınma ve tarımsal modernizasyon hedefleri doğrultusunda yeni yatırımlar hayata geçiriliyor. Xianshi'de gördüğümüz tablo, Çin'in kalkınma yaklaşımını özetler nitelikteydi: Geçmişten kopmadan geleceğe yürümek.
TARİHİN KALBİNDE UNUTAMAYACAĞIMIZ BİR KARŞILAMA
Yibin'deki bir diğer ziyaret noktamız tarihi Lizhuang şehri oluyor. Antik şehre adım attığımız anda kendimizi çok özel bir atmosferin içinde bulduk. Meydanda toplanan yerel halk, ellerindeki Çin bayraklarıyla ulusal bir kutlama gerçekleştiriyor, hep birlikte şarkılar söylüyordu.

Bizi de büyük bir misafirperverlikle karşılayarak boynumuza kızıl fularlar bağladılar ve kutlamalarına davet ettiler. Bir anda kendimizi sadece izleyen değil, o coşkunun bir parçası olarak bulduk. Farklı bir ülkede böylesine sıcak ve samimi bir karşılama görmek hepimizi çok etkiledi.

YÜZYILLARIN HİKÂYESİNİ FISILDAYAN ŞEHİR: LIZHUANG
1.400 yılı aşkın geçmişe sahip olan Lizhuang, Sichuan'ın en iyi korunmuş tarihi yerleşimlerinden biri olarak biliniyor. Yangtze Nehri kıyısında kurulan şehir, özellikle savaş yıllarında birçok üniversiteye ve bilim insanına ev sahipliği yaparak Çin'in kültürel ve akademik mirasının korunmasına katkı sağlamış. Taş sokakları, ahşap yapıları, tarihi tapınakları ve geleneksel yaşamın hâlâ hissedildiği atmosferiyle adeta yaşayan bir tarih sahnesi gibi. Burayı gezerken sadece eski binaları değil, yüzyılların birikimini ve hikâyelerini de hissettik. Lizhuang, bu gezi boyunca beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu.

YİBİN'DE GELECEKLE KARŞILAŞTIK: İNSANSI ROBOTLAR SAHNEDE
Sichuan'ın Yibin kentindeki robot eğitim ve geliştirme merkezinde, insan hareketlerini taklit edebilen insansı robotları yakından görme fırsatı bulduk. Yürüyebilen, nesneleri taşıyabilen ve çeşitli komutları yerine getirebilen bu robotların gelecekte fabrikalardan depolara, hastanelerden yaşlı bakım hizmetlerine kadar birçok alanda kullanılması hedefleniyor. Çin'in son yıllarda yapay zekâ ve robotik teknolojilerinde kaydettiği hızlı ilerleme, Yibin gibi şehirlerin kurduğu araştırma ve eğitim merkezleri sayesinde daha da ivme kazanıyor. Burada gördüğümüz çalışmalar, Çin'in yalnızca dünyanın üretim merkezi olmayı değil, aynı zamanda geleceğin teknolojilerini geliştiren ülkelerden biri olmayı hedeflediğini açıkça gösteriyordu.

YİBİN'DE TEKNOLOJİNİN NABZI ATIYOR
Yibin gezimizin dikkat çekici duraklarından biri yüksek teknoloji bölgesi oldu. Burada yalnızca fabrikaları değil, bir şehrin geleceğe nasıl hazırlandığını da görme fırsatı bulduk. Yenilenebilir enerji, yapay zekâ, robotik ve ileri üretim teknolojilerine yapılan yatırımlar, Yibin'in Çin'in teknoloji hamlesinde önemli bir rol üstlendiğini gösteriyor. Şehir, bir yandan üretim gücünü artırırken diğer yandan araştırma ve geliştirmeye yaptığı yatırımlarla geleceğin sanayisini şekillendirmeye hazırlanıyor.

GÜNEŞ ENERJİSİYLE YÜKSELEN ŞEHİR
Yibin'de ziyaret ettiğimiz tesislerde özellikle güneş enerjisi teknolojilerine verilen önem dikkat çekiyordu. Yüksek verimli güneş panelleri üreten şirketler ve bu alandaki yatırımlar, Çin'in yeşil dönüşüm hedeflerinin sahadaki yansımaları olarak karşımıza çıktı. Yetkililer, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik çalışmalar hakkında bilgi verirken, temiz enerji alanındaki büyümenin yalnızca çevresel değil ekonomik bir dönüşüm de yarattığını anlattı. Gördüklerimiz, Çin'in enerji geleceğine büyük bir kararlılıkla hazırlandığını ortaya koyuyordu.

KENDİ NOODLE'IMI KENDİM PİŞİRDİM
Yibin'deki en keyifli duraklardan biri, ünlü Yibin Burning Noodle kültür merkezinde katıldığımız atölye oldu. Bu kez sadece izleyen değil, işin bir parçası olan taraftaydık. Ustaların yönlendirmesiyle kendi noodle'ımızı hazırladık, pişirdik ve ardından tatma fırsatı bulduk. İlk bakışta basit gibi görünen bu geleneksel lezzetin arkasında büyük bir emek ve ustalık olduğunu görmek oldukça etkileyiciydi. Hem eğlenceli hem öğretici geçen bu deneyim sayesinde, Yibin'in en önemli gastronomi miraslarından birini yalnızca tatmakla kalmadık, bizzat yaşayarak öğrenmiş olduk.

SICHUAN'DAN AYRILIRKEN
Sichuan'da geçirdiğimiz günlerin sonunda aklımızda yalnızca gördüğümüz şehirler, fabrikalar ya da tarihi yapılar kalmadı. Chishui Nehri kıyılarında anlatılan fedakârlık hikâyeleri, yüzyıllardır sürdürülen üretim gelenekleri, antik kentlerde yaşayan kültürel miras ve geleceği şekillendiren teknoloji merkezleri bize bugünkü Çin'i daha iyi anlama fırsatı verdi. Bu yolculuk boyunca, büyük zorluklar ve ağır bedellerle şekillenen bir tarihin üzerine inşa edilen modern bir ülkeye tanıklık ettik. Belki de en etkileyici olanı, Çin'in geçmişinden kopmadan geleceğe yürüyebilmesi oldu. Geleneksel değerlerini korurken dünyanın en iddialı teknoloji hamlelerinden birini gerçekleştiren bu ülke, azim, sabır ve uzun vadeli düşünmenin neler başarabileceğini gösteriyor. Sichuan'dan ayrılırken yanımızda yalnızca notlar ve fotoğraflar değil, aynı zamanda unutulmayacak izlenimler ve üzerinde uzun süre düşüneceğimiz hikâyeler götürüyoruz.