Ana içeriğe geç

Bildiğimiz ketçap 150 yaşında!

Dünyanın en ünlü sosu ketçap bu yıl 150’nci yaşını kutluyor. Kökeni 17’nci yüzyıla kadar uzayan ve bugün bildiğimiz halinden çok farklı olarak domatesle hiçbir bir ilgisi olmayan ketçabın 150 yıllık yolculuğuna bakalım…

Bildiğimiz ketçap 150 yaşında!
Dünya Gazetesi
16

AYDİL DURGUN
[email protected]

Patates kızartmasından hamburgere köfteden ma­karnaya hatta tartışmaları beraberinde getirse de pilavdan pizzaya çok geniş bir yelpazede ketçap kullanan bir milletiz. Her buzdolabında mutlaka bir adet bulunur, özellikle çocuklara üze­rine ketçap sıkıp yerdiremeyece­ğiniz çok az yemek vardır.

Kökeni Asya’ya dayanıyor

Peki bugün yediğimiz, temel­de domates sosundan ibaret olan ketçabın kökeninin balık oldu­ğunu biliyor muydunuz? Çin-Ti­bet dil ailesinden Hokkien gru­buna ait “kê-tsiap” kelimesinden geldiği, çoğu tarihçinin üzerin­de uzlaştığı fikir. “Kê-tsiap” As­ya’da fermente balıkla yapılan bir sos. Avrupalı tüccarlar bu yoğun aromalı sosla bugün Çin, Malez­ya, Endonezya olarak bilinen ül­kelerde karşılaşıyor. Bu kuvvetle muhtemel yoğun aromalı umami lezzeti adıyla beraber 1600’lerin sonunda Avrupa’ya getiriyorlar. Ancak Doğu’dan hemen her lez­zette olduğu gibi bir ‘Batılılaşma’ sürecinden geçiyor.

1700’lerde İngiliz aşçıların mutfağına giriyor. Bu versiyo­nunda midye, istiridye, ceviz, mantar, kereviz hatta erik ve şef­tali bile kullanılıyor. O zamanlar malzemeler tıpkı reçel yapımın­da olduğu gibi kaynatılarak ya da tuzla bekletilerek hazırlanıyor. Böylece uzun sayılabilecek bir süre saklanabilir hale geliyor. Bu­gün tadına aşina olduğumuz bir şeye benzetmek gerekirse akla ilk gelen Worcestershire sos.

18’inci yüzyılda ilk altın çağı

18’inci yüzyılda ketçap, henüz domatesle tanışmasa da ilk altın çağını yaşıyor. Yemek kitapların­da çeşitli tariflere yer veriliyor. İlk örneklerinden biri de 1727’de basılan Eliza Smith’in “The Compleat Housewife” kitabında rastlanıyor. Bu tarifte ana malze­me mantar.

Ketçabın domatesle buluşması 19’uncu yüzyılı buluyor. ABD’nin Philadelphia şehrinde bilim in­sanı James Mease 1812’de ana malzemesi domates olan ketçap tarifini geliştiriyor. En kaliteli ketçabın “aşk meyvesi” domates­lerden yapılacağı görüşünü sa­vunuyor. (Domates bir zamanlar afrodizyak etkisi olduğuna ina­nıldığından “aşk meyvesi” olarak anılıyordu.)

Ancak bu versiyonunun büyük bir başarı olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü işin için­de henüz kilit malzemelerden bi­ri yok. Domates hızlıca bozuldu­ğundan raf ömrü de kısa oluyor. Her ne kadar sodyum benzoat gi­bi koruyucular ya da rengini da­ha iştah açıcı kılmak için kömür katranı türevlerinden elde edilen gıda boyaları kullanılsa hızla bo­zulmasının önüne geçilemiyor. Üreticilerin bakteri gelişimini ve ürünün bozulduğunu saklamak için koyu renklerde satışa sun­ması da çare olmuyor.

Takvimler 1876 yılını gösterdi­ğinde Henry John Heinz, ABD’de yaşayan Alman göçmen bir aile­nin oğlu bugün bildiğimiz ketçabı icat etti. Soyadından da anlaşıla­cağı üzere, evet, Heinz ketçap.

Cam şişe ayrıntısı

Henry J. Heinz’ın ketçap for­mülü basit ama ekiliydi. Olgun­laşmış domates, sirke, esmer şeker, tuz ve çeşitli baharatlar. Olgunlaşmış domatesler hem lezzeti artırıyor hem de yapay renklendirici ihtiyacını ortadan kaldırıyordu. Sirke ise doğal bir koruyucu işlevi görerek raf öm­rünü uzatıyordu.

Heinz ketçaplarının şeffaf cam şişelerde satılmasının nedeni de buydu. Tüketicilere ürün ka­litesine ne kadar güvendiklerini göstermenin bir yolu olarak şef­faflığı seçtiler. Bugün tükettiği­miz ketçap işte böyle hayatımıza girdi. Yıllar içinde onlarca farklı marka ketçap piyasaya çıksa da Heinz doğru pazarlama hamlele­riyle bugün ketçap denince akla ilk gelen markalardan biri olma­yı başardı.

Her yıl 650 milyondan fazla ketçap satıyor. Üretim tesislerin­de her gün bir olimpik havuz dol­duracak kadar domates işleniyor.

Bugün bildiğimiz anlamda ket­çabın hikayesini ve neden etike­tinde domates ketçabı yazdığını artık biliyorsunuz.

Sirke kilit malzeme

Kilit malzemelerden biri olan sirkenin henüz dahil edilmediği ketçap tarifinde domates dışında brendi ve çeşitli baharatlar kullanılıyordu. Ancak bu tarifle üretilen ketçaplar uzun süre bakteri üremesinin önüne geçmeyi başaramadı.

Ketçap iyi bir likopen kaynağı

Likopen, domateslerdeki kırmızı pigmenttir ve güçlü bir antioksidandır. Ketçap, pişirilmiş ve konsantre domateslerden yapıldığı için, içerdiği likopen genellikle çiğ domateslere göre daha yararlıdır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler