Ana içeriğe geç

Sınır Tanımayan Gazeteciler Raporu: Ulusal güvenlik, gazetecilere karşı baskı aracı olarak kullanılıyor

RSF raporunda, ulusal güvenliğin gazetecilere karşı baskı aracı olarak kullanıldığı belirtilerek; “Ulusal güvenlik adına gazeteciler yargılanıyor, hapsediliyor, gözetim altında tutuluyor, sürgüne zorlanıyor ve hatta öldürülüyor" denildi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Raporu: Ulusal güvenlik, gazetecilere karşı baskı aracı olarak kullanılıyor
Evrensel
16

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, “Gazeteciliğe Karşı Bir Silah Olarak Ulusal Güvenlik” başlıklı yeni raporunda, ulusal güvenlik kavramının asıl amacından ne denli uzaklaştığını ve dünya çapında gazeteciliğe karşı bir baskı aracı haline geldiğini ortaya koydu. Küresel eğilimi inceleyen söz konusu rapor, basın özgürlüğünün uzun vadede korunmasını sağlamak için on pratik öneri sundu.

Ulusal güvenliğin, hükümetlerin gazetecileri susturmak için asla bir bahane haline gelmemesi gerektiğini vurgulayan RSF Yayın Direktörü Anne Bocandé, basına yönelik her türlü haksız kovuşturma, her keyfi gözaltı ve her kötüye kullanılan yasanın aynı zamanda halkın bilgiye erişim hakkını da zedelediğini açıkladı.

Bocandé: “Otoriter ve demokratik hükümetler birbirinden öğreniyor”

Baskının bulaşıcılığının da altını çizen Bocandé; “Otoriter ve demokratik hükümetler, gazetecilerin kamu yararına olan konuları araştırmasını engellemek için ulusal güvenlik devletinin mekanizmalarını nasıl araçsallaştıracaklarını artık birbirlerinden öğreniyorlar. Raporumuz, bu tehlikeli eğilimin küresel bir boyut kazandığını ve temel bir ilkeyi acilen yeniden vurgulamanın gerekli olduğunu ortaya koyuyor: Gazetecilik asla devlete karşı işlenmiş bir suç olmayıp, tam tersine, keyfiliğe karşı bir koruma mekanizmasıdır” dedi.

Gazze’den Hong Kong’a, Moskova’dan Managua’ya kadar, yüzlerce gazetecinin, vatandaşlara güvenilir bilgi sağladıkları için terör, casusluk, vatana ihanet veya devletin çıkarlarına zarar verme suçlamalarıyla hedef alındığına dikkat çeken Bocandé: “Suudi gazeteci Turki al-Jasser, Filipinli gazeteci Frenchie Mae Cumpio ve Çinli gazeteci Zhang Zhan’ın ortak noktası nedir? Üçü de 2020 ile 2026 yılları arasında “ulusal güvenlik” gerekçesiyle yargılandı. Al-Jasser idam edilirken diğer ikisi ise sadece görevlerini yerine getirdikleri için hapse atıldı. Bunlar, tekil vaka oluşturmaktan çok uzaktır” ifadelerini kullandı.

"Türkiye için Can Dündar ve Müyesser Uğur örneği"

Savaş ya da şiddet konusunda bariz bir tehdit olmasa bile, yüksek jeopolitik riskler, tarihsel çatışmalar ve bölgesel istikrarsızlığın korku yayma ve gazeteciliğin bastırılması için birer araç işlevi görebildiği vurgulanan raporda şöyle denildi; “Türkiye bunun en iyi örneğidir: Savaş halinde olmasa da, otoriter eğilimleri ve uluslararası ilişkilerle ilgili belirli haberleri çevreleyen tabular, basın özgürlüğünü tehlikeye atıyor.”

Ana tespitlerin yanı sıra 10 da tavsiyenin sıralandığı RSF Raporu’nda Türkiye’de “ulusal güvenlik” iddiasıyla baskı gören ve yargılanan gazeteciler arasında Can Dündar ve Müyesser Uğur da örnek olarak geçti; “Cumhuriyet gazetesinde çıkan MİT TIR’ları haberi nedeniyle 2020’de 27 yıl 6 ay hapse mahkum edilen sürgündeki gazeteci Dündar, aynı dosyaya ilişkin Özgürüz sitesi yayını nedeniyle de halen hapis istemiyle yargılanıyor. Türkiye’nin Libya’ya yönelik askeri operasyonlarını Odatv sitesi için gündeme getiren Uğur, “yasak bilgiyi temin ve açıklama” gerekçesiyle 3 yıl 7 ay hapse mahkum edildi. Temyiz mahkemesi 2022 yılında cezaya ilişkin itirazı reddetti.”

"Kırım’da Crimean Solidarity, 'yabancı ajan' sayıldı"

Sadece son birkaç hafta bile bu eğilimin yeni kanıtlarını ortaya koyduğunun altı çizilen raporda; “Rusya’da, işgal altındaki Kırım’da Rus baskılarını belgelediği için bağımsız haber kaynağı Crimean Solidarity, damgalayıcı “yabancı ajanlar” listesine eklendi. Amerika Birleşik Devletleri’nde Adalet Bakanlığı, ulusal güvenlik sızıntılarını soruşturan bir büyük jüri önünde ifade vermeleri için The Washington Post ve The Wall Street Journal gazetelerinden gazetecilere mahkeme celbi gönderdi” denildi.

"Çin’de 'terör' kapsamı tehlikeli şekilde genişledi"

1 Temmuz 2026’da, raporun yayınlanmasından sadece birkaç gün önce, Çin rejiminin “terörizm” olarak kabul edilen faaliyetlerin kapsamını tehlikeli bir şekilde genişleten yeni bir yasayı yürürlüğe koyduğuna işaret edilen raporda şu bilgilere yer verildi; “Bu yasa, sürgündeki gazetecileri, özellikle de zulüm gören Uygur azınlığından olanları hedef almak için kullanılabilir. Hong Kong’da, medya patronu Jimmy Lai, bölgenin en önde gelen bağımsız gazetelerinden biri olan Apple Daily’nin kurucusu olması nedeniyle ulusal güvenlik suçlamalarıyla şu ana kadar 2.000 günden fazla bir süredir gözaltında tutuluyor.”

RSF’den 10 ana tespit ve 10 tavsiye

RSF’nin raporunda sıraladığı 10 tespit içerisinde, ulusal güvenliğin giderek artan şekilde kötüye kullanılmasına karşı mücadeleye vurgu yapıldı: “RSF, demokratik güvencelerin yeniden tesis edilmesini talep ediyor; özellikle ulusal güvenlik tanımının sıkı bir şekilde sınırlandırılmasını, gizli gazetecilik kaynaklarının korunmasının güçlendirilmesini, gözetim yetkilerine etkili sınırlamalar getirilmesini, terörle mücadele mevzuatının gazetecilere karşı kötüye kullanılmasının önlenmesini ve basın özgürlüğünü korumaya yönelik uluslararası mekanizmaların güçlendirilmesini öneriyor”.

Kaynağa Git

İlgili Haberler