Ana içeriğe geç

Tülay Hatimoğulları’ndan silah bırakmanın yıl dönümünde açıklama: 'Çok daha iyi bir noktada olunabilirdi ama devlet adım atmadı'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bir yıl yeterince değerlendirilmedi. Bugün çok daha iyi bir noktada olunabilirdi” dedi.

Tülay Hatimoğulları’ndan silah bırakmanın yıl dönümünde açıklama: 'Çok daha iyi bir noktada olunabilirdi ama devlet adım atmadı'
Evrensel
16

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, PKK’nin silah yakmasının yıl dönümünde yaptığı açıklamada geçen sürecin yeterince değerlendirilemediğini belirtti. Hatimoğulları, “Bugün çok daha iyi bir noktada olunabilirdi. Hukuki çerçeve hazırlanmış, İmralı'da özgür çalışma koşulları oluşturulmuş, kayyım pratiği bitirilmiş, cezaevlerine dair cesur adımlar atılmış, siyasi tutsaklar serbest bırakılmış olabilirdi” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Hatimoğulları, konuşmasına yaşamını yitiren yazar ve şair Ahmet Telli'yi anarak başladı. Hatimoğulları, “Onu hep güler yüzüyle hatırlayacağız. Kendisini saygıyla, minnetle anıyorum” ifadelerini kullandı.

11 Temmuz 2025'te Süleymaniye'de gerçekleştirilen silah yakma töreninin "tarihi bir dönüm noktası" olduğunu ifade eden Hatimoğulları, “O gün gördüğümüz şey açık ve netti, silahlı bir dönem yerini demokratik siyaset dönemine bırakıyordu” diye konuştu.

“Silahı yakan PKK’liler kapıdan girmeyi bekliyor”

Silah yakma töreninin yalnızca sembolik bir adım olmadığını dile getiren Hatimoğulları, “O gün yanan yalnızca silahlar değildi. Yıllardır barışı ve onurlu çözümü engellemek için öne sürülen mazeretler de yandı. Kürt sorunu artık bir güvenlik duvarına hapsedilemez. Silahlar yanıyorsa hukuk ertelenemez, demokratik siyaset kriminalize edilemez. Bundan sonra hiçbir anne evladını kaybetmesin, hiçbir genç çatışmayla, ölümle, cezaeviyle ya da sürgünle karşı karşıya kalmasın. Hiçbir çocuk kendi adını, dilini ve kimliğini saklamak ya da unutmak zorunda bırakılmasın” dedi.

Hatimoğulları, PKK'nin attığı adımların ardından devlet ve siyaset kurumunun da sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek, “Sayın Abdullah Öcalan'ın çağrısı bir kapı açtı. Silahı yakan PKK'liler bir yıldır bu kapıdan girmeyi bekliyorlar. Şimdi görev Mecliste, iktidarda, siyaset kurumlarında ve devlettedir. Hepimizin görevi, zemini hukuk, çatısı demokrasi olan ortak bir yaşamı kurmaktır” dedi.

“Bu bir yıl yeterince değerlendirilmedi”

PKK’nin silahları yakmasının ardından geçen bir yıllık süreci değerlendiren Hatimoğulları, şunları kaydetti: “Silahlar geri dönüşsüz biçimde yakıldı. Fakat bu bir yıl yeterince değerlendirilmedi. Bugün çok daha iyi bir noktada olunabilirdi. Hukuki çerçeve hazırlanmış, İmralı'da özgür çalışma koşulları oluşturulmuş, kayyım pratiği bitirilmiş, cezaevlerine dair cesur adımlar atılmış, siyasi tutsaklar serbest bırakılmış olabilirdi. Bunlar olsaydı bu bir yılı çok daha başarılı, umut verici ve olumlu bir biçimde geçirmiş olacaktık. Bunların hiçbiri lütuf değildir. Barışa inanılıyorsa adım atılır, çözüme inanılıyorsa hukuk kurulur, demokratik siyasete inanılıyorsa seçilmişlerin iradesi tanınır.”

“Barış ve demokrasi mücadelesini zayıflatma aracına dönüştürme taktiğiyle ilerlenemez”

Türkiye'nin iç barışını güçlendirmesinin bölgesel gelişmeler karşısında stratejik önem taşıdığını vurgulayan Hatimoğulları, “Bu süreç dar manada bir siyasi partinin çıkarlarına kurban edilemez. Bu sürecin muhalefetin dövüldüğü bir atmosferde güçlendirilmesi ve toplumsallaşması ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bu süreçte Kürt halkının ve dostlarının barış ve demokrasi mücadelesini zayıflatma aracına dönüştürme taktiğiyle ilerlenemez. Kürt sorunu terör ve güvenlik parantezinde tutulamaz. Güçlü bir iç barış, Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü açacaktır” dedi.

“Özel yasa hâlâ çıkmadı, kayyımlar yerinde duruyor”

Sürecin başlangıcından bu yana Kürt tarafının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini ancak devletin aynı doğrultuda adım atmadığını belirten Hatimoğulları, “Özel yasa hâlâ çıkmadı. İmralı'daki koşullar sürecin ruhuna ters ilerliyor. Kayyımlar yerinde duruyor. Siyasi tutukluluklar devam ediyor. AİHM kararları uygulanmıyor. Osman Kavala, Can Atalay, Gezi tutukluları, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve Kobanê davası tutukluları hâlâ cezaevinde. Seçilmiş belediye başkanları ya cezaevinde ya da yerlerine kayyım atanmış durumda. Yargı kılıcı muhalefetin üstünde sallanıyor. Oysa bu dönemde kılıçlar kınına girmeliydi ve saban olmalıydı” ifadelerini kullandı.

Hatimoğulları, “Bu ay çıkması beklenen çerçeve yasa daha fazla geciktirilmemeli ve müzakere edildiği şekilde çıkmalıdır. Kategorik ayrımlar ya da pişmanlık dayatmalarıyla değil, kapsayıcı, barış ve çözüm odaklı bir yasa hazırlanmalıdır. Bugün silahların sustuğu ve artık konuşmayacağının ilan edildiği bir dönemde Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi Türkiye toplumunun tamamını rahatlatacaktır. Bu süreç yalnızca Kürt halkının değil, demokrasiden, barıştan ve insan haklarından yana olan herkesin sahip çıkması gereken bir süreçtir. Buradan bir çağrımız da iktidara ve devlete. Temmuz ayını en doğru şekilde değerlendirelim. Beklenen kök yasa, çerçeve yasanın bir an önce beklentiye olumlu yanıt verecek şekilde çıkmasını sağlayalım. Bu engelleri ortadan kaldıralım ve yolumuzda daha iyi bir şekilde ilerleyelim” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler