Ana içeriğe geç

Tarihi buluşmanın arka planı: Xi Jinping neden Kuzey Kore'ye gidiyor?

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in bu hafta Kuzey Kore’ye yapacağı ziyaret, iki ülke arasındaki geleneksel dostluğun ötesinde stratejik kaygılar taşıyor

Tarihi buluşmanın arka planı: Xi Jinping neden Kuzey Kore'ye gidiyor?
Gazete Oksijen
16

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in bu hafta Kuzey Kore’ye gerçekleştireceği ziyaretin temel amacı, uzun yıllardır müttefik olan iki ülke arasındaki bağları güçlendirmekten çok Pekin’in Pyongyang üzerindeki etkisini korumak olarak görülüyor.

BBC’ye konuşan Batılı diplomatik kaynaklar ve uzmanlar, Çin’in son dönemde Kuzey Kore ile Rusya arasında gelişen askeri ve siyasi yakınlıktan giderek daha fazla rahatsız olduğunu belirtiyor. Bu nedenle Xi’nin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile geçen hafta yaptığı görüşmenin ardından Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile de bir araya gelerek bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirmeye çalışacağı değerlendiriliyor.

Çin ile Kuzey Kore ilişkileri resmi söylemde hâlâ Kore Savaşı sırasında “kanla dövülmüş dostluk” olarak tanımlansa da son yıllarda taraflar arasında güvensizlik işaretleri ortaya çıkmıştı. İki ülke, diplomatik ilişkilerinin 75’inci yıl dönümünü 2024’te oldukça düşük profilli etkinliklerle kutlamış, üst düzey temaslar büyük ölçüde durmuştu.

Moskova-Pyongyang yakınlığı Pekin’i tedirgin ediyor

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden sonra Moskova ile Pyongyang arasındaki ilişkiler hızla gelişti. Putin’in 2024’te Kuzey Kore’ye yaptığı ziyaret sırasında iki ülke karşılıklı savunma anlaşması imzaladı.

BBC’nin daha önce yayımladığı bir araştırmaya göre yaklaşık 2 bin 300 Kuzey Kore askeri Rusya adına Ukrayna’da savaşırken hayatını kaybetti. Ayrıca Pyongyang’ın Rusya’ya mühimmat sağladığı, karşılığında ise petrol ve ekonomik yardım aldığı öne sürülüyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’dan nükleer politika uzmanı Ankit Panda, “Çin, Moskova ile Pyongyang arasındaki hızlı yakınlaşma sürecinde kendi çıkarlarının korunmasını istiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Uzmanlara göre Pekin, Rusya’nın Kuzey Kore üzerindeki etkisinin artmasının kendi nüfuzunu azaltmasından endişe ediyor. Çin’in Kuzey Kore ile resmî bir savunma anlaşması bulunurken, Moskova’nın Pyongyang’da baskın aktör haline gelmesi Pekin açısından istenmeyen bir senaryo olarak görülüyor.

Çin denge politikası izliyor

Öte yandan Çin, Kuzey Kore’nin nükleer programına açık destek vermekten de kaçınıyor. Pekin, böyle bir tutumun ABD, Japonya ve Güney Kore arasındaki askeri işbirliğini daha da güçlendireceğini düşünüyor.

Harvard Üniversitesi Asya Merkezi’nden Lee Seong-hyon, Çin’in Kuzey Kore-Rusya ortaklığı konusunda “karmaşık duygular” taşıdığını söyledi.

Lee’ye göre bu ortaklık bir yandan ABD’nin dikkatini farklı cephelere yönlendirerek Çin’in işine yarıyor. Ancak diğer yandan Rusya ile Kuzey Kore arasındaki askeri işbirliğinin derinleşmesi, Washington’ın bölgedeki müttefikleriyle daha güçlü bir güvenlik işbirliği kurmasına yol açabilir.

Bu nedenle Pekin, Kuzey Kore’nin nükleer faaliyetlerine doğrudan karşı çıkmıyor ancak açık destek de vermiyor. Çin ve Rusya, 2022 yılında Kuzey Kore’nin füze denemeleri nedeniyle yeni yaptırımlar öngören ABD destekli Birleşmiş Milletler kararını veto etmişti.

Kim’in de Çin’e ihtiyacı var

Analistler, Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un da Çin’den uzaklaşamayacağını belirtiyor.

Geçen yıl Çin’in Kuzey Kore’ye ihracatı yaklaşık 2,3 milyar dolara ulaşarak son altı yılın en yüksek seviyesine çıktı. İki ülke arasında altı yıl aradan sonra yolcu tren seferleri de yeniden başladı.

Uzmanlara göre Pekin bu adımlarla Pyongyang’ı yeniden kendi etki alanına çekmeye çalışıyor.

Kim Jong Un açısından da Çin ile ilişkileri korumak stratejik önem taşıyor. Ukrayna savaşının sona ermesi halinde Rusya’nın Kuzey Kore’ye olan ihtiyacının azalabileceği, buna karşılık Çin’in küresel etkisini koruduğu belirtiliyor.

Güvensizlik sürüyor

Çin ile Kuzey Kore arasındaki ilişkiler Kim Jong Un’un iktidara gelmesinden sonra önemli sınamalardan geçti.

Kim, göreve geldikten sonra nükleer silah ve balistik füze programlarını hızlandırdı. İktidarının ilk altı yılında yaklaşık 90 füze testi ve dört nükleer deneme gerçekleştirdi. Bu durum Pekin’de rahatsızlık yarattı.

Ayrıca Çin’in Pyongyang’daki en önemli bağlantılarından biri olarak görülen Kim’in amcası Jang Song Thaek’in idam edilmesi ilişkilerdeki gerilimi daha da artırdı.

Xi Jinping, 2014 yılında Kim ile görüşmeden önce Güney Kore’yi ziyaret ederek diplomatik bir mesaj vermiş, Kuzey Kore medyası ise Çin’i “hain ve düşman” olarak nitelendirmişti.

İlişkiler ancak 2018’de, uluslararası yaptırımların etkisi ağırlaşınca yeniden toparlanmaya başladı. Kim’in ilk yurt dışı ziyareti Pekin’e oldu ve o tarihten sonra Çin yeniden Kuzey Kore diplomasisinin merkezine yerleşti.

Tam güven yok, karşılıklı ihtiyaç var

Uzmanlara göre Kuzey Kore bugün Çin için hem stratejik bir tampon bölge hem de bir sorun kaynağı olmaya devam ediyor. Pyongyang, ABD askerlerinin Çin sınırına yaklaşmasını engelliyor ancak füze ve nükleer programları bölgesel istikrarsızlığı artırıyor.

Kim Jong Un ise Çin’in ekonomik ve diplomatik desteğini istiyor ancak Pekin’in kontrolü altına girmek istemiyor.

Bu nedenle taraflar arasında tam bir güven ilişkisi bulunmasa da karşılıklı ihtiyaçlar, iki ülkenin işbirliğini sürdürmesini sağlıyor. Xi Jinping’in ziyareti de bu hassas dengeyi koruma çabasının son adımı olarak görülüyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler