Son yıllarda teknoloji dünyasını şekillendiren yapay zekâ, artık uluslararası film festivallerinin ve sinema endüstrisinin de değişmez bir gündem maddesi. Önde gelen pek çok festivalde yapay zekâ destekli filmler ve yapımlar kendine yer bulmaya başlarken; sinemanın geleceğine dair iyimserlik ve işsizlik kaygıları bir arada büyüyor. Yapay zekânın sanat alanındaki bu hızlı yükselişi, sektörü dönüştürürken Hollywood’un köklü isimlerini de bir yol ayrımına itiyor. Bu ayrımda safını belirleyen son isim ise sinema tarihinin en geleneksel yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Martin Scorsese oldu.
USTA YÖNETMEN YAPAY ZEKÂ ŞİRKETİNE DANIŞMAN OLDU
“Taxi Driver”, “Goodfellas” ve “The Irishman” gibi sinema tarihine kazınan unutulmaz başyapıtların 83 yaşındaki Oscar ödüllü yönetmeni Martin Scorsese, Hollywood’daki yapay zeka tartışmalarında sürpriz bir karara imza attı. Scorsese, izleyiciler için daha derin ve zengin deneyimler yaratarak yaratıcılığın sınırlarını zorlamak hedefiyle, metinden görsel üreten yapay zeka firması Black Forest Labs’e danışman olarak katıldı.
Sinema sanatının henüz yaklaşık 125 yıllık çok genç bir mecra olduğunu ve bu yüzden nasıl evrilebileceği konusunda her zaman açık fikirli olunması gerektiğini belirten usta yönetmen, teknolojiyle olan ilişkisini şu sözlerle özetledi: “Hugo filminde 3D teknolojisini, The Irishman’de ise gençleştirme teknolojisini kullandım. Şimdi ise bu yeni araç sayesinde zihnimde görselleştirdiğim sahneleri yapım tasarımcıma, sanat yönetmenime ve görüntü yönetmenime çok daha net ve verimli bir şekilde aktarabiliyorum; onlar da bu temeller üzerine inşa ederek sinematik zekayı zenginleştiriyor.”
‘DEMİLLE’İN YAĞLI BOYA TABLOLARI GİBİ’
Şirketin Scorsese’nin New York’taki ofisinde çektiği ve ortaklık duyurusuyla birlikte yayınlanan videoda, usta yönetmenin yeni bir sahne tasarımı için şirketin FLUX adlı yapay zekâ modeline verdiği detaylı komutlar dikkat çekiyor. Yıllarca kendi hikaye panolarını (storyboard) hazırlarken fikirlerini ekibine aktarmakta her zaman problem yaşadığını belirten Scorsese, yapay zekâ ile gerçekleştirdiği denemede sistemi şu sözlerle yönlendiriyor:
“Modern hissettirmeyen bir yere ihtiyacım var. Bir kasaba; ne bir köy, ne de bir şehir. Neredeyse Orta çağ’dan kalma gibi. Sokakları bile daha dar, Arnavut kaldırımlı. Kasabanın içinden geçen ana yol kıvrıla kıvrıla ilerliyor. Kamerayı daha yükseğe yerleştir, aşağıya baksın.”
Ortaya çıkan sonucu inceleyen Scorsese, bu görselleştirme sürecini sinema tarihinin efsane isimlerinden Cecil B. DeMille’in çalışma biçimine benzeterek, “DeMille, yapım tasarımcılarına yağlı boya tablolar yaptırırdı. Bu da bir bakıma onun gibi bir şey. Sinematik, sinematik bir zekâyı yansıtıyor.” ifadelerini kullanıyor. Yapım öncesi süreçte harcanan zamanın büyük bir maliyet olduğuna dikkat çeken yönetmen, bu araçla ekibin üzerindeki yükün azalacağını ve kaliteden ödün vermeden prodüksiyon süresinden tasarruf edileceğini vurguluyor.

TELİF TARTIŞMALARI BÜYÜDÜ
Scorsese’nin yapay zekâyı desteklemesi sektörde iş bulma endişesi yaşayan ve yapay zekâ modellerinin sanatçıların telifsiz eserleriyle eğitildiğini savunan kesimler tarafından sert eleştirildi. “Avengers: Endgame”, “Black Panther” ve “Doctor Strange” gibi dev yapımların sanat departmanlarında görev alan Karla Ortiz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Çalıştığı her hikaye storyboard sanatçısını bir kenara atıyor. Mirasını ve gücünü bunun için kullanması çok iğrenç!” sözleriyle usta yönetmene tepki gösterdi.