Ehl-i Sünnet itikadına yıllardır zehir kusan sapkın reformist Mustafa İslamoğlu, ifsad dolu söylemlerine bir yenisini daha ekledi.
Daha önce sahabe-i kirama dil uzatan, hadisleri inkar eden açan, şefaati, kabir azabını, Hz. Mehdi'nin zuhuru ve Hz. İsa Aleyhisselâm'ın nüzulünü inkâr eden İslamoğlu, bu kez de Hanefi mezhebinin iki büyük imamını hedef aldı.
İslâm’ı habis nefsine uydurmaya kalkarak Ehl-i Sünnet'e musallat olan reformist, nefsanî tefsirci ve hadis inkarcısı Mustafa İslamoğlu sapkın söylemlerine devam ediyor.
Bir konuşmasında, “Bugünkü Hanefilik, İmam-ı Azam Hanefiliği değil, Ebu Yusuf Hanefiliğidir. Ebu Yusuf, hocasının yolundan gitmemiştir” diyen İslamoğlu, asırlardır ümmet tarafından kabul gören Hanefi mezhep geleneğini tartışmaya açmaya kalkıştı.
Mustafa İslamoğlu’nun sapıklıkları
İslamoğlu bununla da yetinmeyerek, “Ebu Hanife demiyorum, İmam-ı Azam diyorum çünkü Hanife diye bir kızı yok” ifadelerini kullandı.
Katmerli Cahil
Amerika’yı yeniden keşfetmiş gibi, İmam-ı Azam Hazretleri'nin “Hanife” isminde bir kızı olmadığını söyleyerek sanki kimsenin bilmediği bir bilgiyi ortaya koyduğunu zanneden bu cehl-i mürekkep, künye için çocuk sahibi olmanın şart olmadığını göz ardı ederek kendisini bir kez daha rezil duruma düşürdü. Zira çok sayıda sahabi, âlim ve devlet adamı çocuklarıyla ilgisi bulunmayan künyelerle tanınırken, İslamoğlu'nun bu basit hakikati bile bilmemesi ne kadar başarısız bir proje olduğunu ve derdinin mezhepsizliğe dayanan reformist akımların öncülüğü olduğu bir kez daha gün yüzüne çıkmış oldu.
İslamoğlu'nun meselesinin İmam-ı Azam olmadığı çok açık. Asıl derdi mezhepsizliktir. İran menşeli Şiî yayılmacılığının ve mezhepsizleştirme faaliyetlerinin gönüllü taşıyıcılığına soyunan bu zihniyet, bir yandan Ehl-i Sünnet'e düşmanlık ederken diğer yandan “Ehl-i Beyt” söylemi üzerinden Şia propagandası yapmaya ve Şiî kültürü empoze etmeye çalışmaktadır. İslamoğlu'nun son açıklamaları da bunun en yeni örneklerinden biridir.
Buradan bir kez daha açıkça ifade edelim: Bu anlayışın hedefi İmam-ı Azam'ı savunmak, ilmî bir tartışma yürütmek veya hakikati aramak değildir. Hedef, mezhepleri itibarsızlaştırmak, Ehl-i Sünnet'in asırlardır muhafaza ettiği itikad ve fıkıh mirasını aşındırmak, ümmeti köksüz ve referanssız hâle getirerek mezhepsizliği yaygınlaştırmaktır. Nitekim tarih boyunca mezhepsizlik propagandasının vardığı nokta daima Ehl-i Sünnet düşmanlığı ve Şiîleşme olmuştur. Bu son çıkış da aynı projenin bir devamından ibarettir.
Ebu Yusuf Hazretlerine Eski Husumet
İslamoğlu'nun İmam Ebu Yusuf Hazretleri'ne yönelik çıkışı da ilk değil. Daha önce kaleme aldığı eserlerde de Hanefi mezhebinin büyük imamlarından olan Ebu Yusuf Hazretleri hakkında yakışıksız ifadelerde bulunan İslamoğlu, şimdi de “hocasının yolundan gitmedi” diyerek mezhep imamlarını birbirine karşı konumlandırmaya çalıştı.
Ömrünü Ehl-i Sünnet'e düşmanlıkla geçiren İslamoğlu'nun son sözleri, sahip olduğu enaniyetin ve ümmetin asırlık ilim mirasına duyduğu husumetin yeni bir tezahürü olarak kayda geçti.
Ehl-i Sünnet'e Saldırı Cevapsız mı Kalacak?
Peygamber Efendimiz’i kendi aşağılık nefsinin hizasına çekmeye çalışan, Hz. Hatice Validemiz’e, Hz. Ebu Hureyre’ye ve Hz. Muaviye’ye dil uzatan; şiar-ı İslâm’a dair Hadis, Sünnet, Kader, Mirac, Kandil gibi ne kadar değerlerimiz varsa tahkir eden, 1400 yıllık inanç ve anlayış mirasıyla adeta alay eden, nifak ve küfür kokan sözlerinde haddi aşan Mustafa İslamoğlu gibi isimlere daha ne kadar müsamaha gösterilecek?
Müslüman Anadolu, küfrün bayraktarlığını yapan, içimizdeki mukaddesat düşmanlarına karşı her alanda gerekli cevabı vermeli, bünyesine sirayet eden bu fitne unsurlarını gerekirse cebren söküp atmalıdır.
BARAN HABER