Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) çatısı altında faaliyet gösteren 'YTÜ'lü Kadınlar' grubu, yerleşkelerdeki yaşam standartlarını ve güvenlik koşullarını mercek altına alan çarpıcı bir araştırma gerçekleştirdi.
Toplam 151 kadın öğrencinin katılımıyla tamamlanan anket çalışması, eğitim alanlarından staj süreçlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede yaşanan yapısal sorunları, şiddeti ve ayrımcılığı gözler önüne serdi.
Ortaya çıkan veriler, yükseköğretim kurumundaki kadınların en az üçte birinin yerleşke sınırları içerisinde doğrudan şiddete maruz kaldığını gösterdi.
Aracını üniversite kampüsüne park edenleri ilgilendiren emsal karar
ULAŞIM AKSIYOR, KAMPÜS YOLLARI KARANLIĞA GÖMÜLÜYOR
Birgün'de yer alan habere göre, eğitim yuvalarının fiziki altyapısı kadınların günlük yaşamını zorlaştıan temel unsurların başında geliyor.
Ankete cevap veren öğrencilerin yüzde 69u kampüs sınırları içindeki aydınlatma sistemlerinin yetersiz olduğunu düşünüyor.
Yerleşke içi ulaşımı sağlayan ring seferlerine yönelik memnuniyetsizlik ise yüzde 84 gibi çok yüksek bir seviyede seyrediyor.
Özellikle Davutpaşa Kampüsü coğrafi yapısı ve fiziki koşulları nedeniyle, karanlıkta kalan bölgelerin varlığı nedeniyle kadınlar açısından ciddi birer güvenlik tehdidine dönüşüyor.
Yıldız Kampüsü genelinde ise ring sefer sayılarının azaltılması, kadın öğrencilerin hem kampüs alanlarına erişimini hem de kişisel emniyetini doğrudan baltalıyor.
KADIN ÖĞRENCİLER KYK YURTLARINDA GÜVENDE HİSSETMİYOR
Ankette yer alan bilgilere göre, çalışmaya katılan kadınların yüzde 53'ü eğitim dönemleri boyunca yurtlarda konaklıyor.
Bu öğrencilerin ağırlıklı bir bölümü Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesindeki Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında hayatını sürdürüyor.
Dikkat çeken bir diğer veri ise barınma alanlarına yönelik oldu; kadınların yüzde 76'sı kaldıkları yurt binasını ve bu binaların çevresini emniyetsiz bulduğunu beyan etti.
Katılımcıların yüzde 67,4'ü ise yurt idarelerinin kadın güvenliğini sağlamaya dönük attığı adımları ya orta seviyede ya da tamamen yetersiz olarak nitelendiriyor.
Üniversitelerde istihdam odaklı yeni bölümler açılıyor
ŞİKAYET KANALLARI TIKALI; 71 BAŞVURUDAN SADECE BİRİ DUYULDU
Anketin en çarpıcı ve düşündürücü bölümlerinden birini ise kadınların karşı karşıya kaldığı cinsel taciz ve şiddet deneyimleri oluşturdu.
İstatistiki verilere bakıldığında, her 100 kadından 37'si yerleşke içinde bizzat cinsel saldırıya, tacize uğradığını ya da bu yöndeki bir olaya doğrudan tanıklık ettiğini bildirdi.
Yaşanan bu vahim olaylar karşısında akademik kadrolardan yahut üniversitenin resmi idari mekanizmalarından yeterli destek göremediklerini aktaran kadınlar, kurumsal sistemlere olan inançlarını da kaybetmiş durumda.
Resmi verilere yansıyan bilgilere göre, taciz veya şiddet olayları sebebiyle idari birimlere resmi müracaatta bulunan her 71 kadından yalnızca 1'i olumlu bir geri dönüş alabildi.
Bu durumun bir sonucu olarak, kadınların yüzde 90'ı yaptıkları şikayet başvurularından hiçbir somut sonuç çıkmayacağına kanaat getirmiş durumda.
ÇÖZÜM İÇİN ETKİN CİTÖK MEKANİZMASI ŞART
Yaşanan tüm bu olumsuz koşullara karşı somut çözüm yolları da anket sonuçları vasıtasıyla talep listesi olarak paylaşıldı.
Ankete katılan kadın öğrencilerin yüzde 62'si, üniversite bünyesinde aktif ve yetkin bir Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu (CİTÖK) mekanizmasının kurulup işletilmesinin taciz vakalarını önlemede en etkili yöntem olacağını savunuyor.
Mevcut koruma ve denetim mekanizmalarının güvensiz ve işlevsiz olduğunu ifade eden öğrenciler, bağımsız ve etkin işleyen bir komisyon yapısının hayati bir ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Kadınlar yaptıkları ortak açıklamada, mevcut idari boşlukların giderilmesi adına 'etkin çalışan ve denetlenen bir CİTÖK mekanizmasının hayati önem taşıdığını' vurguladı.
Öğrenciler yerleşkelerdeki altyapının iyileştirilmesi adına, 'kampüs yardımı ve yurt çevresinde yeterli aydınlatmanın sağlanması ve ring seferlerinin artırılması' talebini acil kodlu ihtiyaçlar arasında sıralıyor.
Son sınıf öğrencilerine müjde: Mezuniyet için 2 ek sınav hakkı