ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşta 17 Haziran’da imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptına karşın cephede silahlar susmadı. Washington ile Tahran müzakere masasında temaslarını sürdürürken ABD İran’ı vurmayı, Tahran da Körfez’deki Amerikan tesislerini hedef almayı sürdürüyor. Çatışmaların uzaması, İran iç siyasetinde Batı ile her türlü uzlaşıya karşı çıkan Payidari Cephesi’nin etkisini artırıyor.
2011’de kurulan Payidari, uzun adıyla İslam Devrimi İstikrar Cephesi; Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Devrim Muhafızları’nın yürüttüğü ABD görüşmelerine başından beri karşı çıkıyor. Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan müzakereleri desteklerken Payidari Cephesi, ABD ile her türlü teması ihanet, Batı sermayesini ise rejime sızma girişimi olarak görüyor. Mutabakat metnindeki 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma ve kalkınma fonu da bu ayrışmanın simgesi haline geldi. Pragmatik muhafazakârlar fonu ekonomik toparlanmanın anahtarı sayarken Payidari bunu İran egemenliğinin sermaye karşılığında devri olarak nitelendiriyor.
28 Şubat’ta eski dini lider Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından yapılan üst düzey atamalar da bu ideolojik dönüşümü hızlandırdı. Devletin kritik kurumlarına getirilen birçok isim, Payidari’nin düşünsel mimarı kabul edilen ve 2021’de ölen Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdi ekolünden geliyor. Misbah Yezdi’nin etkisi, İran’ın resmi anlatısında İslam Devrimi’nin başlangıcı kabul edilen 1963’teki Hordad Ayaklanması sonrasında kadro yetiştirmeye yönelmesiyle başladı. 1964’te Kum’da kurulan Hakkani Medresesi, Ahmet Cenneti, Muhammed Beheşti ve Ali Kuddusi ile birlikte bu çizginin merkezi haline geldi. Bugün Anayasayı Koruyucular Konseyi Genel Sekreteri Cenneti ile anayasal kurumların kuruluşunda rol oynayan Beheşti ve Kuddusi bu geleneğin en önemli isimleri arasında yer aldı.
Şii dünyasında din adamı yetiştiren geleneksel havza modelini değiştirmeyi amaçlayan Hakkani Medresesi, Humeyni’nin velayet-i fakih yorumunu esas alarak rehbere mutlak itaati merkeze yerleştirdi. Misbah Yezdi ekolü halk iradesinin ancak velayet-i fakihe mutlak itaat çerçevesinde anlam kazanacağını savunurken Mehdicilik, Hüccetiye anlayışı, demokrasi ve insan haklarına mesafeli yaklaşım ile dini gerekçelerle şiddetin meşrulaştırılmasını ideolojik çerçevesinin parçası haline getirdi. 1953’te Şeyh Mahmut Halebi tarafından kurulan Mehdiye Hüccetiye Hayriyye Cemiyeti, gerçek İslami yönetimin ancak 12. İmam Mehdi’nin dönüşüyle mümkün olacağını savunuyordu. Misbah Yezdi’nin bu yapının üst düzey isimlerinden olduğu iddia edilse de kendisi bunu reddetti. Buna karşın Hakkani Medresesi bugün istihbarattan yargıya, Devrim Muhafızları’ndan vakıflara kadar devletin birçok kurumu için yönetici yetiştiriyor. Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Anayasayı Koruyucular Konseyi Başkanı Muhsin Kadıhudayi, eski bakan Mustafa Purmuhammedi ve şüpheli bir helikopter kazasında ölen eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi bu geleneğin öne çıkan isimleri arasında bulunuyor.
Misbah Yezdi’nin 2021’de ölümünün ardından hareketin ideolojik liderliğini Muhammed Mehdi Mir Bageri üstlenirken Mücteba Hamaney’in de onun öğrencisi olması, İran’da baba Hamaney sonrası dönemin yönünün Payidari çizgisine daha da yaklaşabileceği yorumlarını güçlendiriyor.
ERCAN ÇANKAYA