Ana içeriğe geç

Batan İtalyanları biz ayağa kaldırdık! Kota uygulamasıyla ihracat azaldı, ithalat fırladı

Türkiye’nin kilo başına 4.500 dolarla en yüksek katma değerli ihracatını gerçekleştiren mücevher sektörü, kota uygulaması sebebiyle tarihinin en zor günlerini yaşıyor. Mücevher İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özcan, 600-700 milyon dolarlık ithalatın bugün 6,6 milyar dolara ulaştığını belirterek “Kota sonrası Türkiye’den giden 5 milyar dolarlık taleple iflasın eşiğindeki İtalyan fabrikaları yeniden canlandı” dedi.

Batan İtalyanları biz ayağa kaldırdık! Kota uygulamasıyla ihracat azaldı, ithalat fırladı
Türkiye Gazetesi
16

Türkiye’nin kilo başına 4.500 dolarla en yüksek katma değerli ihracatını gerçekleştiren mücevher sektörü, kota uygulaması sebebiyle tarihinin en zor günlerini yaşıyor. Mücevher İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özcan, 600-700 milyon dolarlık ithalatın bugün 6,6 milyar dolara ulaştığını belirterek “Kota sonrası Türkiye’den giden 5 milyar dolarlık taleple iflasın eşiğindeki İtalyan fabrikaları yeniden canlandı” dedi.

Altın ithalatındaki kota uygulaması, Türk mücevher sektörünün küresel rekabet gücünü derinden sarsıyor. Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) verilerine göre; sektörün ihracatı 2026’nın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 gerilerken, işlenmiş altın mücevherindeki düşüş yüzde 62’yi buldu.

MİB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özcan, altındaki kota uygulamasının Türkiye’deki üreticiyi uluslararası pazarlardan kopardığını ve ithalatı patlattığını belirterek, “Mücevher sektöründe 2023 yılına kadar ortalama ithalat 600-700 milyon dolar civarındaydı. Biz çok ciddi cari fazla veren, ülkeye net döviz kazandıran bir sektördük. Ancak 2023’te altına getirilen kotadan sonra sektör rekabet edemez duruma geldi. Türkiye içindeki altın fiyatı ile uluslararası piyasa fiyatı arasında uçurumlar oluştu. Hâl böyle olunca ithalatla yarışamadık ve ithalatımız tarihte görülmemiş rakamlara, 2024 yılında 6,6 milyar dolarlara kadar çıktı. Burada en dikkati çeken ve canımızı yakan durum ise İtalya’dan yaptığımız ithalattır. Bize kota geldikten sonra, İtalya’da iflasın eşiğinde olan, kapanmak üzere olan fabrikalar yeniden canlandı. Bizden giden 5 milyar dolarlık taleple İtalyanların ihracatı 10-11 milyar dolarlardan bir anda 15-16 milyar dolarlara çıktı” diye konuştu.

İhracatın değer bazında stabil görünse de miktar bazında büyük bir erime yaşadığıni belirten Özcan, “2025’te 7,9 milyar dolar olan ihracatımız, 2026’nın ilk yarısında 3,9 milyar dolar seviyesinde. Şu an Türkiye’nin en fazla değer kaybeden ihracat kalemi mücevher sektörü. Mücevherde yüzde 33, altından arındırılmış mücevher ihracatında ise yüzde 60’ların üzerinde düşüş var. Biz 4.500 dolar işçilik yaptığımız bir ürünün maliyetine, dünyayla aramızdaki kilo başına 15.000 dolara varan altın fiyatı farkını eklediğimizde müşteriye cevap dahi veremiyoruz. Uluslararası alıcı için bu rakamlar söz konusu bile olamaz” dedi.

20 MİLYAR DOLARLIK POTANSİYEL

Krizin uluslararası sermayeyi Körfez’e yönelttiğini vurgulayan Özcan, şu ifadeleri kullandı:

Şu an bölgemizde, Orta Doğu’da ciddi bir pazar var ve hiçbir üretimi olmadığı hâlde en çok satışı Dubai yapıyor. Yabancı yatırımcılar, büyük sermayeler aslında Türkiye’ye gelmek istiyor. Çünkü bizim teknik kapasitemiz, üretim hafızamız ve kültürümüz onlara çok uygun. 2021 ve 2022 senelerinde Türkiye bir ‘hub’ hâline gelmişti. Yabancı şirketler üretimlerini buraya kaydırıyordu. Ancak kota başladıktan sonra bu firmaların hepsi Avrupa’ya veya Dubai’ye döndü. Eğer bu kota problemi olmasaydı, bugün rahatlıkla 20 milyar dolarlık ihracat rakamlarını konuşuyor olurduk.

Yeni dönemde ABD ve Güney Amerika’ya odaklanacaklarını dile getiren Özcan, Orta Doğu’daki savaş sebebiyle Türkiye’nin hâlâ Dubai’ye karşı alternatif pazar olarak öne çıktığını, ancak yatırımcının gelmesi için kotaların kaldırılmasının şart olduğunu sözlerine ekledi.

“ALTIN ESASLI MUHASEBE”YE GEÇMELİYİZ

n Sektörün sadece kotayla değil, haksız bir vergi sistemiyle de boğuştuğunu söyleyen Özcan, acilen ‘Altın Esaslı Muhasebe’ sistemine geçilmesi gerektiğini söyledi. Özcan “Biz altını yatırım aracı değil, ham madde olarak kullanıyoruz. Stokumuzdaki altının uluslararası fiyat artışı, bilançolarda sanal bir kâr gibi görünüp ağır şekilde vergilendiriliyor. Demir veya tekstil sektörü ham maddesi değerlendi diye vergi ödemezken, dünyada ham maddesi üzerinden vergilendirilen tek sektör biziz. İtalya ve Amerika’da böyle bir uygulama yok; biz ise bu sistem yüzünden her geçen gün sermayemizi kaybediyoruz” ifadelerini kullandı.

Ham maddeye erişim problemi ve artan maliyetler istihdamı da vurdu. Sektörde 250 bin olan istihdamın 130 binlere kadar gerilediğini dile getiren Özcan, “Kuyumcukent’te kapanan firma oranı yüzde 80’leri buldu ve burası âdeta hayalet şehre döndü. Yıllarca usta-çırak ilişkisiyle yetiştirdiğimiz nitelikli zanaatkârlarımızı işten çıkarmak canımızı çok yakıyor. Bu ustalar sektörden koptuğunda, işler düzelse bile o el emeğini ve tecrübeyi geri getirmek imkânsız olacak” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler