Ana içeriğe geç

UGFF kapılarını Kars’ta açıyor! ‘Geçmişi cam fanusa koymuyoruz'

Kars’ın yerel üretim hafızasıyla sinemayı bir araya getiren UGFF, izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Festivalin Kurucu Direktörü Ergün, ‘Anadolu’yu egzotik bir vitrine dönüştürmek istemiyoruz. Onu insanlığın ortak meselelerine söyleyecek sözü olan canlı bir kültür olarak görüyoruz.’ dedi

UGFF kapılarını Kars’ta açıyor! ‘Geçmişi cam fanusa koymuyoruz'
Aydınlık
16

Anadolu’nun kadim üretim kültürünü ve emeğin hafızasını beyazperdeye taşıyan Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), 10-11-12 Temmuz 2026 tarihlerinde Kars’ta gerçekleştirilecek. Etkinlikler, Boğatepe, Kars Merkez ve Ani olmak üzere üç ana güzergahta, halka açık olarak düzenlenecek. Etkinlikte ayrıca Reis Çelik ve Ertuğrul Karslıoğlu gibi sinemamızın usta isimleri yer alırken; vefat eden usta oyuncu Kadir İnanır anısına Memduh Ün ve Tunç Başaran imzalı “Sinema Bir Mucizedir” filminin açık hava gösterimi yapılacak.

UGFF kapılarını Kars’ta açıyor! ‘Geçmişi cam fanusa koymuyoruz' - Resim : 1

Festivalin Kurucu Direktörü Gülper Ergün, etkinliğin çıkış noktasını, amaçlarını ve Kars’ın bu projeyle kurduğu organik bağı anlattı.

ATEŞLE VE IŞIKLA DÜŞÜNENLER BİR ARADA

Gastronomi ve sinema, toplumların kültürel hafızasını ve kimliğini yaşatan iki önemli alan. Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), bu iki disiplini bir araya getirerek toplumsal hafızamıza nasıl bir katkı sunmayı hedefliyor? Festivalin ortaya çıkış fikri nasıl olgunlaştı?

Biz gastronomiyle sinemanın birbirinden uzak iki disiplin olduğuna hiçbir zaman inanmadık. İkisi de insanın dünyayı anlamlandırma biçimi. Biri ateşle düşünüyor, diğeri ışıkla; ama ikisi de insanın nasıl yaşadığını, neyi hatırladığını ve kendinden sonrakilere ne bıraktığını anlatıyor. Medeniyetler aynı sofralarda birbirini tanıdı; ekmeği, hikâyeyi, sessizliği paylaştı. Sinema da bana biraz bunun modern zamanlardaki devamı gibi geliyor. Festival bu yakınlıktan doğdu. UGFF’nin yapmak istediği de geçmişi cam fanusun içine koymak değil, yeniden hayatın içine davet etmek.

Kars, hem köklü bir tarihsel arka plana hem de üretici köylülüğün, yerel emeğin merkezinde yer alan bir şehrimiz. Festivalin Kars’ta düzenlenmesi, bölgenin kültürel birikimini ve üretim potansiyelini beyazperde aracılığıyla kamuoyuna nasıl yansıtacak?

Bir şehri başkalarına göstermekle, o şehrin kendisine yeniden bakmasını sağlamak arasında önemli bir fark var. Biz Kars’ta ikinci ihtimali önemsiyoruz. Kars’ın zenginliği yalnızca sahip olduğu ürünlerde ya da tarihsel yapılarda değil; gündelik hayatın içinde yaşamaya devam eden bilgisinde. Sinema burada güçlü. Yalnızca bir yeri değil, o yerin zamanla, emekle ve insanla kurduğu bağı da anlatabiliyor. Biz Kars’ı bir vitrine dönüştürmek istemiyoruz. Bir coğrafyanın insanı nasıl biçimlendirdiğini, insanın da yaşadığı yeri nasıl dönüştürdüğünü konuşmak istiyoruz.

TABAĞIN DEĞİL, EMEĞİN HİKAYESİ

UGFF kapılarını Kars’ta açıyor! ‘Geçmişi cam fanusa koymuyoruz' - Resim : 2

Günümüzde gastronomi kültürü genellikle “tüketim” üzerinden tartışılıyor. Festivaldeki film seçkisini oluştururken, yemek kültürünün ardındaki “üretim”, “emek” ve “toplumsal yaşam” gerçekliğini öne çıkaran hangi kriterleri temel aldınız?

Bugün gastronomiyi konuşurken çoğu zaman tabağın kendisine bakıyoruz. Oysa bizi tabağa gelene kadar geçen yol ilgilendiriyor. Bir yemeğin ardında yalnızca malzemeler yok; mevsim, emek, bekleyiş, doğayla kurulan ilişki ve toplumsal koşullar var. Bu nedenle seçkiyi oluştururken yalnızca yemek anlatan filmleri aramıyoruz. İyi bir gastronomi filmi bazen mutfağı hiç göstermeyebilir. Çünkü gastronomi bizim için tüketilecek bir deneyimden çok, insanın dünyayla kurduğu en eski ilişkilerden biri.

ÜRETİCİLER FESTİVALİN ÖZNESİDİR

Sanat etkinliklerinin Anadolu’ya yayılması ve yerel kalkınmayla bütünleşmesi büyük önem taşıyor. UGFF’nin Kars’taki yerel üreticiler, kadın kooperatifleri ve tarım emekçileriyle kurduğu bağ, festivalin hedefleri arasında nasıl bir yer tutuyor?

Bir toplum yalnızca üretimini değil, ürettiği şeye duyduğu saygıyı da kaybedebilir. Bizim için mesele biraz burada başlıyor. Bir ürün ekonomik değerinin ötesinde, bir coğrafyanın bilgisini, yıllar içinde oluşmuş ustalığı ve insanın doğayla kurduğu ilişkiyi taşıyor. Bu nedenle yerel üreticileri, kadın kooperatiflerini ve tarım emekçilerini festivalin desteklediği yapılar olarak görmüyoruz; onlar festivalin öznesi. Gastronomi sadece mutfakta başlamıyor. Tarlada, ahırda, bağda, yaylada; yani hayatın üretildiği yerde başlıyor.

Küreselleşmenin tek tipleştirici etkisine karşı, yerel mutfak kültürümüzün ve coğrafi zenginliklerimizin sinema yoluyla uluslararası alana taşınması konusunda UGFF’nin önümüzdeki yıllar için belirlediği misyon nedir?

Yerel olanı dünyaya “anlatmak” fikrine biraz mesafeli duruyoruz. Biz daha karşılıklı bir ilişki arıyoruz. Sinema bu yüzden bizim için bir tanıtım aracı değil. Farklı coğrafyaların birbirini merak edebileceği ortak bir alan. Anadolu’yu egzotik bir vitrine dönüştürmek istemiyoruz. Onu insanlığın ortak meselelerine söyleyecek sözü olan canlı bir kültür olarak görüyoruz. Bizim için mesele haritada yeni noktalar işaretlemek değil. Gittiğimiz her şehirde karşılıklı bir öğrenme zemini kurabilmek.

Kaynağa Git

İlgili Haberler